......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün760
mod_vvisit_counterDün1270
mod_vvisit_counterBu Hafta3605
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1765
mod_vvisit_counterBu Ay20770
mod_vvisit_counterGeçen Ay9583
mod_vvisit_counterTüm Zaman7238883

We have: 17 guests, 3 bots online
Senin IP no:: 18.232.146.112
 , 
Today: Eki 27, 2020

Basına ve kamuoyuna
AddThis Social Bookmark Button

Alevi sorununun çözümü ne?


Alevi sorunu yeni ortaya çıkmadı, dün de vardı. Ama o da Kürt sorunu gibi yok sayılıyordu. Aleviler, gördükleri ağır baskılar nedeniyle çoğu zaman kendilerini gizlemek zorunda kaldılar. Devlet de, Kürt sorununda olduğu gibi yok saymayı ve baskıyı başlıca çözüm yöntemi saydı.

 

Şimdi durum biraz değişmiş. Aleviler artık yok sayılmıyor. Cem ayinlerini artık gizli yapmıyorlar. Çeşitli kentlerde cem evleri açılmış ve açılmaya devam ediyor. Sorun “Alevi çalıştayları”nda tartışılıyor. Alevi kitlesi taleplerini dile getirip siyasal hayatı şu veya bu biçimde etkiledikçe, artık devleti yönetenler de çözüm üzerinde düşünüyorlar.

Ama çözüm önerileri hâlâ gerçekçi değil. Bazıları sadece “kardeşiz, biriz!” ya da “Eğer Alevilik Ali’yi sevmekse, ben de Aleviyim” gibi beylik laflarla Alevilerin gönlünü hoş edip sorunu geçiştirmeye çalışıyorlar.

Bu, “kardeşiz, kimse birliğimizi bozamaz” gibi beylik söylemler Kürt sorunu için de sık sık edilmekte…

Oysa çözüm kardeşlik edebiyatı yaparak değil, ilgili toplumsal kesimin farkını kabul etmekle, onlara haklarını tanımakla olur.

Hak tanımak ise “Aleviler Müslümansa camiye buyursunlar!” demekle olmaz. Dedelere aylık bağlamakla da olmaz. Cami ve cem evini yan yana koymakla da olmaz.

Alevilik farklı bir inanç, en azından farklı bir mezheptir, cami kurumu yoktur.

Dedelere maaş bağlamak, onları devlet memuru yapıp güdüme almak, giderek imama dönüştürme çabasıdır.

Çözüm eşitliktedir, bunun yasal ve pratik koşullarını hazırlamaktadır.

İnanç alanında eşitlik laiklik ilkesi ile olur. Yani devlet halkın dini inanç alanına müdahale etmez. Hiçbir inanca baskı yapmaz, imtiyaz da tanımaz.

Türkiye tarihinin hiçbir döneminde laik olmadı.

Devlet tarafından finanse edilen, Sünni Diyanet İşleri Teşkilatı gibi devasa bir kurum var oldukça, yine Sünni-Hanefi inancına göre düzenlenmiş zorunlu din dersleri var oldukça bu ülkede laiklikten söz etmek lafı güzaftır.

Devlet inanç alanından elini çekmelidir. Diyanet İşleri Teşkilatı bir devlet kurumu olmaktan çıkarılıp, Sünni İslam’a hizmet veren bir vakfa dönüştürülmeli, zorunlu din dersleri kaldırılmalı.

Aleviler ve diğer inanç grupları da kendi benzer kurumlarını oluşturabilmeli, hizmetlerini kendileri finanse etmeliler.

Oysa AK Parti hükümeti de bunu yapacağına “dindar gençlik yetiştirme” projesiyle bu anti demokratik yapıyı daha da pekiştirmeye çalışıyor.

Sınavlara din ve ahlak bilgisi dersi ile “İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” dersini koymak da bunun son örneklerinden biri.

Sonuç olarak Alevi sorununu gerçek bir laiklik çözer.

Devlet din alanından elini çeksin ve tüm dini inançlara eşit mesafede olsun.

Kemal Burkay

HAK-PAR Genel Başkanı

11 Eylül 2013

Bu Makele3161 Kez Okunmuştur
Salı, 03 Aralık 2013 09:48 tarihinde güncellendi