PARTİLER YASASI VE PARTİ İÇİ DEMOKRASİ (II)

            Ümit TEKTAŞ

            Birinci bölümde parti içi demokrasi konusunu tartışmak için yasallık ve meşruiyet çizgileri ekseninde partinin dış çeperinden başlamıştım. Partiler ve partileri ilgilendiren yasal ve yönetsel yapıya, meşruiyet ve yasallık arasındaki çizgiye değinmiştim. Bu bölümde ise, daha çok çeperin içine, bizatihi partinin kendisine ve onun iç kurumsal organlarına değineceğim. Parti içi demokrasi hangi kavramlar ve hangi kurumsal yapılarla korunabilir, hangi düzeyde ele alınırsa gelişebilir buna yazmaya çalışacağım.
Hemen belirmeliyim ki kurumların hepsi parti tüzüğünde belirlenmeli, yetki, görev ve sorumluluklarının çerçevesi görev süreleriyle birlikte ilan edilmelidir. Buna göre, TÜZÜK, parti kurumlarını Büyük Kongre, Merkez Organlar ( Parti Meclisi, Genel Başkan, Başkanlık Kurulu) Konferanslar, Danışma Kurulları ve Komisyonlar biçiminde tanımlamıştır. İl ve İlçelerde de aynı sıra izlenmiştir. Disiplin organı olarak da MDK ( Merkez Disiplin Kurulu), il ve ilçelerde de yerel disiplin kurulları kavramlaştırılmıştır. Üye görev ve sorumluluklarının yanı sıra hak ve ödevleri de bu tüzükte belirlenmişti. Bir bakıma parti tüzüğü bir partinin yasasıdır. Birinci bölümde belirttiğim gibi zaten kaynağını da yasadan almaktadır.
Legal demokratik partilerde parti içi demokrasinin en temel kurumu Büyük Kongrelerdir(Kurultay). Büyük Kongre dışında, gündemi önceden ilan edilmiş ve ilgili üyelere açık olan bütün toplantılardır. Konferanslar, Danışma Kurulları, Komisyonlar ve Yönetim Organları parti tüzüğünde belirtilen yetki ve sorumlulukları alanındaki işlerle ilgili olarak çalışır ve sonuçlara ulaşırlar. Bütün bu süreçlerin gündemlerinin önceden bilinmesi demokratik bir kural ve üyeler için en doğal haktır. Süreçten neyin amaçlandığının ilanı, üyelerin doğru ve açık bir biçimde, önceden bilgilendirilmeleri de demokratik yapı açısından oldukça önemli ve gereklidir.
Parti içi demokrasinin en temel kurumundan başlamak gerekirse; Olağan Kongreler kadar Olağanüstü Kongrelerde parti içi demokrasinin en temel kurumudur. Her iki durumda da ilan edilmiş gündem çerçevesinde yetkiler eşittir. Olağanüstü Kongrelerin gündeminin daraltılmış olması, yetkilerinin sınırlandığı anlamına gelmemektedir. Burada, sadece toplanacak olan Olağanüstü Kongre aynı yetkiyle tek bir amaca yönetilmiştir. Sözgelimi; sadece Seçimli Kongre, Genel Başkan ya da Parti Meclisinin yenilendiği Kongredir. Seçimsiz Kongre, Program veya Tüzük Kongreleri, Fesih ya da başka patilerle birleşme veya bütünleşme, başka partiye katılma Kongreleridir. Özetle önceden ilan edilen Kongre Gündemi bakımında, gündem maddeleri Olağan Kongre’de değiştirilebilir, Olağanüstü Kongre’de değiştirilemez. Olağanüstü Kongrenin gündemini bu kongreyi kim istemişse o belirler, Olağan Kongrenin gündemi ise, önceden ilan edilse bile, Olağan Kongre delegeleri tarafından belirlenir. Bu nedenledir ki Olağan Kongrelerin gündem maddeleri azaltılıp artırılabilir. Olağanüstü Kongre’nin gündemi ise dokunulmazdır. Kongre toplandığı gündemle çalışır, karar alır ve son bulur.
Büyük Kongre partinin en yüksek organı olmak sıfatıyla partiyle ilgili her türlü kararı almakla yetkilidir. Konferanslar ve Danışma Kurulları ise, partimiz tüzüğüne göre toplandıkları gündemleri hakkında yönetim organlarımız için tavsiye kararı alabilirler. Partimizin her düzeydeki yönetim organları ise, tüzükteki görev, yetki ve sorumlulukları oranında karar alabilir, parti işlerini yürütebilirler.
Bütün toplantılar öncesinde, Kongre, Konferans, Danışma Kurulu ya da genel üye toplantısı olsun, görüşülecek konuyla ilgili olarak eğer varsa raporlar, tutanaklar, taslaklar ve diğer belgeler, gündemle birlikte bir hafta ya on beş gün önceden ilgililere ulaştırılır.

Böylelikle önceden bilirlilik ve katılım bakımından demokratik süreç işletilir, tartışmaların sağlıklı ve verimli geçmesi sağlanır, kararların benimsetilmesi bakımından doğru ve etkin bir sonuç elde edilir. Denebilir ki, Kongreler ve her düzeyde yönetim organları parti içi demokrasi açısından önemli kurullardır.
Diğer yandan parti içi demokrasinin önemli araçlarından biri de eğilim yoklamalarıdır. Bu tür yoklamaların amacı, tüm üyelerin gündemli bir toplantıyla, herhangi bir konuya ilişkin tartışmasını sağlamak, görüş ve düşüncelerini almak, üyelerin birbirlerini etkileme ya da ikna etme fırsatını yaratmaktır. Şartlar ne olursa olsun partimiz gibi çok renkli yapılarda, çoğunlukçuluk yerine çoğulculuk esas alınmalı, farklı görüş ve düşünceler, değişik eğilimler çoğunlukçuluk baskısı altında tutulmamalı, karar üretilirken çoğulculuk önemsenerek tartışmalar sürece yayılmalı, etkin müzakereler yapılmalıdır. Sayıları elverse bile, tek bir grubun ya da eğilimin karar üretmemesi gerekir. Daima karar sayısı için organ çoğunluğu yerine, en az iki eğilim ya da grubun çoğunluğu ve ya her eğilimin yansıdığı organ çoğunluğu esas alınmalıdır. Söz gelimi federasyon tartışmalarında her eğilimden üyeler farklı farklı görüşler ortaya koydu, ama genel üye çoğunluğu federasyonu benimsememiz gerektiğini savunduğu için, bu konudaki kararımız bir sıkıntı yaratmamıştı. Hem tartışmaya açtığımız süreçte, hem de işleyen bu sürecin sürdürülmesinde ortaya konan üslup partinin ortak ürünü olduğundan karar süreci de bu yönde şekillendi. Böylece bir grup ya da eğilimin görüşünden çok parti tabanına mal edilen bir görüş, serbest bir tartışma sürecinin sonunda tüm üyelerden oluşan eğilimleri kapsayan başka bir deyişle de tüm eğilimlerden üyeleri kapsayan önemli bir çoğunlukla benimsendi.
Görüş ve düşünceleri ne olursa olsun parti üyeleri çoğunluğun görüş ve düşüncelerinin baskısını hissetmemeli, çoğunluk düşüncesi gerektiğinde azınlık görüşün kendini devam ettirmesi ve yaşatmasının güvencesi olmalıdır. Ancak böyle olursa, gerçek anlamda çoğulculuk kuralı işlemiş olacaktır. Bir ön kabul olarak ve içtenlikle farklı görüşleri bir zenginlik olarak değerlendirmeli ve parti demokrasimizin bir gücü olarak görmeliyiz. Uyumsuzluk veya karar üretmedeki zorluklarımız nedeniyle çoğulcu yapımızı eleştirmek, ondan şikâyetçi olmak ve tek renkli bir yapıyı çağrıştıran söz ve eylemler, amacımız tekçiliği benimsemek ve tek renkliği savunmak olmasa da sonunda bizi bu yanlış noktaya götürmeye mahkûm edecektir. O halde sabır ve derin bir hoşgörü, bilgi ve birikim kılavuzumuz olmalıdır, aynı zamanda genel çıkarlarımız odak alınarak kararlar üretilmeli, farklılıklara tahammül edilmelidir. Farklı görüş ve eğilimden gelenler organlarda temsil edilmese bile, organlar karar üretirken farklı grup ve eğilimlerin görüşlerini, tutumlarını göz önünde bulundurmalıdır. Karar organı şu ya da bu nedenle tek renkli oluşmuşsa bile, kararları tartışırken ve karar alırken partinin çoğulcu yönünü asla göz ardı etmemelidir. Bu türden bir özen hem doğru yönetim açısından gereklidir hem de alınan kararların tüm örgüt tarafından olmasa da ezici bir çoğunluk tarafından benimsenerek uygulanmasını kolaylaştıracak, amaçlanan işlerin gerçekleşmesini rahatlatacaktır. Aynı zamanda parti içi demokrasinin önemli bir kuralı olan çoğulculuğa da bağlı kalınmış olacaktır.
Son söz olarak; partimiz açısından parti içi demokrasinin nasıl ve ne şekilde amaçlandığını parti tüzüğümüzden ( Madde 4 )  yorumsuz olarak aşağıya aktarıyorum. Kurucusu, yöneticisi ya da üyesi bulunduğumuz partimizin tüzüğüne bağlı kalmak, onu özümseyerek uygulamak bile partimiz demokrasisi için yeterlidir. Her şeyde olduğu gibi tüzük konusunda da daha iyisinin mümkün olacağını belirtmeme gerek yoktur. Parti içi demokrasimiz ile kişi hak ve özgürlüklerinin kullanılması sırasında ortaya çıkan olası kısıtlayıcı öğeler ve kolektif yönetim konularındaki eksikliklerin giderilmesi üstesinden gelemeyeceğimiz sorunlar olarak görülmemelidir. 3. Konferansımızı toplayacağımız şu günlerde, sadece tüzüğümüzün 4. Maddesindeki hükümlerin uygulanması bile yüz yüze bulunduğumuz sorunların çözümü son derece kolaylaştıracaktır.
Mevcut sorunlarımızı tümden çözmezse bile etkisiz hale getirebilir. Konferansımızın çoğulculuk ve farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşama kültürü bakımından gerektiği kadar bir deneyim ve birikimle toplanacağından hiç kuşkum yoktur. Diyarbakır, 11.11.2009

 

    •      İç işleyişinde, Türkiye için düşündüğü çoğulcu, katılımcı demokrasiyi kurumlaştırır: Farklı siyasi ve felsefi eğilimlerin bireysel hak ve özgürlükler çerçevesinde merkezi demokratik yapısını ve işleyişini yaratır: Bunun için, azınlık görüşlerinin sadece organlar tarafından değil, aynı zamanda örgüt tarafından bilinmesi için örgüt içi açıklığa ve şeffaflığa önem verir; azınlık görüşlerinin, parti birliğine zarar vermemek, kararların hayata geçmesini ertelememek koşuluyla, kamuoyu tarafından bilinmesini, katılım ilkesi için önemli görür; üye hukukunu egemen ve geçerli kılar
    •       
      İdeoloji birliğine dayalı değildir. Toplumsal yeni, çoğulcu demokratik, adem-i merkeziyetçi bir projeyi gerçekleştirmeye ve Kürt sorununu çözmeye çalışacaktır. Eğilimlerin şekillenmesini, esas olarak hayata geçirilecek projeler, sürdürülecek politikalar etrafında şekillendirecektir.

    • İç işleyişinde, siyasi çalışma ve örgütlenmesinde tam açıklığa, şeffaflığa ve üyenin eşitliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Hiçbir kişi, zümre, çevreye ayrıcalık tanımaz. Kolektif anlayışa dayalı kişisel hukuki sorumluluğu hayata geçirir.

    • Tüm temsili organlarını ve yönetici görevlilerini demokratik seçimle belirler. Parti organ ve örgütleri, görevden alınamazlar. Sadece, İlgili organlar kararıyla, parti örgütlerinin 45 gün içinde Kongre yapmaları sağlanır. Bu da, bir kongre döneminde iki seferden fazla olamaz.
    •  
      Yönetim organları teşekkül edilirken, farklı eğilim, çevre ve görüşlerin temsilini kültür olarak benimser. Organlarda aday olan ve yönetim organlarında temsil edilmeyen, çevre, eğilim ve kişilerin temel konularda organ toplantılarına katılımı sağlanarak, karar ve oy hakkı tanımadan tartışma, öneri yapma hakkı tanır. Katılımın tarzı, PM’ nin tanzim edeceği bir yönetmenlikle belirlenir.

    • Organ toplantılarını üyelerine açık yapar: Bunu, üyelerin talep etmesi ve masraflarını karşılamasıyla gerçekleştirir. Bu katılım, parti olanaklarına göre düzenlenir. Bu durumda, organların çalışmasının verimliliği açısından, katılanlar söz ve öneri sahibi olamazlar; dinleyici olabilirler. Ancak organ kararıyla, en fazla üç kişiye söz hakkı tanınır.
    •  
      Üst Yönetim Organlarına seçilen üyelerini, her açıdan örgüt denetimine sunar. Üst kurul üyelerinin mal bildiriminde bulunmasını sağlar.
    •       
      Çok eğilimli, toplumsal ve siyasal uzlaşmaya dayandığından, organlar kararları almadan önce, üyeler içinde tartışılmasına özen gösterir; kolaycılığa kaçmadan örgüt içi referandum gibi doğrudan demokrasiyi hayata geçirmeye çalışır.

     

     

    Ümit TEKTAŞ'ın Eski Yazıları

    SİYASİ PARTİLER YASASI VE PARTİ İÇİ DEMOKRASİ ( I )

    BİR YILIMIZ GERİDE KALIRKEN

    KONFERANSA GİDERKEN

    BALIK HAFIZASI

    ONURA TUTUNMAK

    SULAR DURULMUYOR

    HOŞ GELDİN TEVKURD

    SÜNGÜ GÜCÜ, DİPÇİK ZORU

    ORTAK BAĞIMSIZ ADAY

    SİYASET VE SİYASET YÖNETİMİ

    ANKARA OYUNLARI VE CUMHURİYET MİTİNGLERİ

    TARİHE NOT DÜŞMEK ( I )

    MİLLİYETÇİLİK

    KURULTAYA GİDERKEN HAK-PAR

     

     

     

     

     

     

BASINDA HAK-PAR
Genel Merkez : Sağlık 2 Sokak 56/10 Kızılay / ANKARA Tlf: 0 312 434 35 01 - 434 35 02 - Faks: 0 312 434 34 70 - hakpar1@hotmail.com
Genel Merkez  Diyarbakır İrt.Bürosu: Diclekent Bulvarı Yayla Sitesi A/Blok D:2 Kayapınar / DİYARBAKIR Tlf : 0 412 237 88 94