"YAVUZ HIRSIZI" 

 

  İnsanlar vicdanlarının sesini duymazsa (şayet vicdanları varsa), Dünyadaki değişiklikleri görmezse, halkının acısını, sefilliğini ve sahipsizliğini görmezse ve de aynadan bakıp kendisinin ne olduğunu görüp ona göre davranmazsa nasıl sağlıklı bir insan olabilir? Böyle insanlar da dümenin başında olursa vay arkasında olanlara...
  Formüller, çözümler eğer sürece denk düşmüyorsa, somut şartların tahlilinden çıkarılmıyorsa, soyut ve yalancı olur. 40-50 yıl önceki somut şartlardan hareketle,  çözümler üreten sosyologların, bilim adamlarının tahlili ve çözümlemelerini bugüne uyarlarsak, saflığın ötesinde aldatmacalık ve sahtekarlık olmaz mı?
  Dünü görmeyip üç maymunu oynamak sahtekarlığın ötesinde, başka anlam taşımaz mı? Çevreye ve tanıdık gözlerine baka baka gerçekleri inkar etmek, çarpıtmak ve doğruları kirletmeye çalışmak, insan kişiliğine ve ahlaka aykırı olmaz mı? İnsanların söylemediğini, yapmadığını kendi niyetlerine göre okuyup yazmak hangi ahlak kurallarına uyar, bilemiyorum. Bu kadar yalan ve pervazsızca hırs ve iftira atan bir insana hangi sıfatı yakıştıracağımdan doğrusu zorluk çekiyorum.
  Ben 8 ekim 2008 tarihinde Kurdinfo'da "Geçmişle Yüzleşmek Lazım" başlığıyla bir yazı yazmıştım. D.D.'ların parçalı olduğunu, "Hak-Par'daki  D.D.'lar", "Ciwan Kurd'deki D.D.", "Tew-Kurd'deki D.D.'ler" ve "Bağımsız olan D.D' lar" olarak dört ayrı yerde ve bir birinden bağımsız olduğunu belirtmiştim. Yarınlarda yolların kesişebileceğini ve birlikte olunabileceğini temenni etmiştim. Hiç bir parçanın diğer parçaları temsil etmediğini ve kararlarında bağımsız olacağını izah etmiştim. O yazımda genişçe yazmıştım. "Bir ayna bırakmıştım,herkes kendini görsün" diye. Biri kendini hemen görünce paniğe kapıldı, başkası onu görmesin diye "YAVUZ HIRSIZ" misali çığlıklara başladı.
  Ölenler" öbür dünyada dosyalarıyla sıraya girerler. Bunlar dosyalarındaki suçlara göre gruplandırılıp cennete ya da cehenneme gönderiliyorlarmış. Sıradaki biri bir türlü sırada duramayıp panik içinde korkudan titriyormuş. Oradakiler sormuşlar:- Ne oluyor arkadaş? Halin pek iyi değil! Beriki yanıt vermiş: Günahlarımı bir ben bilirim. Dosyadaki suçlarım çok kabarık, kesin cehenneme gönderecekler" demiş.
  Bizde de en günahkarlardan biri olan S.Adnan Turan hemen renk verip, dışındakileri "Virüs" olmakla, kendi ahlakına ve vicdanına göre suçladı. Güya herkes gidip yalvaracakmış, “bizi de yanınıza alınız" demiş. Bir deyim de almış yazının en üst köşesine yazmış, ama şifresini de saklayamamış. "DENİZ sakin olduğu zaman dümeni herkes tutar" demiş. Evet doğru laf ama,doğru adam söylemiyor! O değimi biraz daha güçlendirelim: "durgun sular kokar", "Çalışan Demir Pas Tutmaz". Evet,şimdi ilk kelime ve şifre olan "DENİZ"i kullanalım: Bilindiği gibi "DENİZ" C.H.P genel başkanının ismi, yani DENİZ Baykal.Ne oluyor derseniz,DENİZ Bey yıllarca Turan Bey'e genel başkanlık yapmış.Viranşehirli her demokrat, yurtsever bunu bilir. Turan Seyfioğlu C.H.P.'nin Viranşehir'de oluşmasına ve gelişmesine büyük katkılarda bulunup fiili görev almıştır. C.H.P. Kürdistan' da silinince eski dergahına dönmüş ve şeyhlik mertebesine gelmiş. O meşhur "Marksist" ve" Devrimci Demokrat" Seyfioğlu şimdi D.D'ların yürütme kurulunda ve sözcüsüdür. Diyorlar ya "Kıratın yanında kalan ya huyundan ya suyundan alırmış". O da, Deniz Baykal’ın bazı huylarını almış, lideriydi ya! Başladı kendi başına buyruk olmaya, fetva çıkarmaya.
  "D.D."ların "Genel Toplantı Hazırlık Komitesi" tüm D.D.'ları toplantıya ve birliğe çağırdıktan sonra bu yazı yazılıyor. Alışmışlar! Birileri dağıtmaya, parçalamayı ve yok etmeye çok hevesli. Asıl "Virüs" bu işte."Kral çıplak". Kör olmayanlar görebiliyorlar!..
  Ne dersiniz okuyucular? Kürtler, Demokratlar, Yurtseverler ve "Cıwan Kurd  D.D."ları, iyi bakın iyi okuyun! Umarım Kürtler ve Kürdistan için, "D.D."lar için iyi sonuçlar çıkarılır. "Kargalar Kılavuz" yapılmaz.
  Evet, D.D.'lar dört parçalıdır. Kesintisiz ve geleneği sürekli kılan çoğunlukla Hak-Par' daki gövdedir. Diğer parçalarda D.D. geleneğinden olduğunu ifade eden insanlardır. Tüm bunların ortak emekleri ve ortak kültürleri vardır. Tümü olmazsa da, ama belli bir kesimi yarınlarda birlikte olacağına, beraber mücadele edeceğine inanıyorum.Hiç bir parça,diğer parçalar için karar veremez, onların vesayetiyle temsil edilemez. Kimse de kendi kendine "Gelin Güveyi" olmasın. Deve kuşu misali kafasını kuma gömüp, kendini milat ve merkez sanmasın. Bu basit denklemlerden kurtulup Kürtlerin birliğini ve Kürdistan' nın özgürlüğünü hedeflemeliyiz. Bırakacağımız her taş buna uygun olmalıdır. Kırk yıldır Kürtlerin kafasını karıştırıyorlar. Bunlara son verme zamanı gelmedi mi?
  Kürt Demokratik Birlik Platformu’nu sen iyi hatırlarsın, bu son platformun bir toplantısına has bel kader sen de katılmıştın ve hatta bir konuşma yapmıştın. O kadar siyasetle ilgiliydin ki toplantının yüzde doksan beşini oluşturan grubun, toplantıda olmadığını iddia etmiştin. Bizler o ana kadar senden haberdar, sende bizden bihaberdin. Süreç devam etti ve '' Kürt Demokratik Birlik Platformu'nun'' yönetimi,''Kürt Sorununu Çözüm Girişimi'' ile birlikte;Kürt Partisi, Hak-Par' ı oluşturma kararı aldı. Senin gibi arkadaşlar ise tescilli nasyonal sosyalist olan C.H.P.de çalışmaya karar kıldı. Sormak lazım, düzenin sahibi ve sürdürücüsü olan nasyonal sosyalist C.H.P.de çalışmak mı Devrimci Demokratlıktır, yoksa Kürt partisinde çalışmak mı Devrimci Demokratlıktır? İlkelli Adnan Turan, ilke bunun neresinde?
  Sayın Seyfioğlu diyor ki:Hak-Par' dekiler bitmiş, istediklerini elde edemeyince, şimdi bize gelmeyi düşünüyorlar. Biz bu "Virüslere müsaade etmeyeceğiz" diyor."Haklıdır", şayet biz şaşırıp oraya gidersek bay Seyfioğlu’ nun "icazeti" sona erer. Artık kemirip, parçalayamaz. Bay Seyfioğlu: "Takke düştü, kel göründü " siz açığa çıktınız, siz ahmak ve safları kandırabilirsiniz, akıllıları asla. Sen ve senin gibilerle asla olmayacağımızı bilmelisiniz.T.C.'nin statükocu partilerine gitmeyeceğimizi bilmelisin. Biz inanarak Hak-Par'ı kurduk bu parti bizim partimiz. Biz hiç bir yere gitmeyiz, bu partinin modeline inanıyoruz. Herkes bunu iyi bilsin. Bu partiyi de kimsenin keyfine göre biçimlendiremeyiz. Çünkü bu parti Kürtlere lazımdır. Kürtlerin özgürlüğünün birlik ve beraberlikte olduğuna inanıyorum,bölünüp parçalanmakta değil.
  Biz kırk kişiyiz, bir birimizi tanırız. Başka kimlerin kendini kamuflaj edip, sıkı yönetim döneminde camilerden çıkmadığını, sahtece oruç tuttuğunu, C.H.P.'de, D.Y.P.'de  v.b...  başka yerlerde çalışıp hizmet ettiğini biliriz. Hatadan ve yanlışlıklardan dönmenin de bir meziyet olduğunu biliriz. Diyeceğim o ki, insan oğlu geçmişinin hesabını da verebilmeli ve başkalarını da kirletmeye çalışmamalıdır. Haddini de bilmelidir.
  Son diyeceğim şu ki: Kürtlerin işi zor, yükü ağırdır. Hepimiz birbirimize muhtacız. Ufak tefek ayrılık ve farklılıkları kişisel kırgınlıklarımızı ön plana bırakıp kanalları tıkamayalım. Yarınlarda birbirimize lazım oluruz. Kırıcı ve ahlak dışı yakıştırmalardan kaçınıp, yapıcı eleştirilerimizi yapalım. Düşmanın o barbar, zalim,gözü dönmüş salyalı ağzını görelim ve biz kenetlenelim bize büyük gömlek gerek, büyük marketler lazım, dükkan devri geçmiştir. 30.10.2008 

Şeref YALÇIN
AMED

 

ŞEREF YALÇIN'nın Eski Yazıları

Bu filmi kaç kez seyrettik?      

İNKARCILARA NE DEMELİ…

TARAFSIZ OLAMAYIZ

ÖNCE MÜRİTLİKTEN KURTULALIM…

Bize ne oluyor?..

Direkler çatırdıyor

Orta çağ mı ? Özgür ve demokratik bir ülke mi ?

Şiddete hayır!...

Konuyu baştan almak

Ne Yapilmali? Eleştiri ve Çağri

Bize ne oluyor?..

Böyle dostlar olunca!...
Ya da böyle kürtler olunca!.

‘Tarih tekerrür ediyor

Somut durum ve siyasi talep

Ezberi bozmak veya ne yapmalı?

Sahip ve sahiplenme

BASINDA HAK-PAR
Genel Merkez : Sağlık 2 Sokak 56/10 KIZILAY / ANKARA Tlf: 0312 434 35 01 - hakpar1@hotmail.com - hakpar@hakpar.org.tr
                            Diclekent Bulvarı Yayla Sitesi A/Blok D:2 Kayapınar / DİYARBAKIR Tlf : 0 412 237 88 94