|

Ülkemizde kendine devrimciyim, demokratım, yurtseverim diyen her insana, gruba ve partiye sorduğunuzda, ‘ülkenin çıkarlarını, halkın çıkarlarını ön planda tutmalıyız. Partiler, örgütler birer araçtır, amaca hizmet etmelidir' derler. Kime sorarsanız, bu cevabı alırsınız. Ama yapılan ve pratikte görülen bu mu?
Türkiye'deki militarist güçler, iktidar, muhalefet, sivil toplum örgütleri, sağcısı, solcusu, milliyetçisi, komünisti bu formasyonu hep bir ağızdan ve aynı tempoyla savunurlar, sahiplenirler. Bu nedenle Ortadoğu'da en büyük devlet ünvanına sahip olurlar. Yüzde 20-25'lik Türk kökenle ‘tek millet, tek ülke ve tek bayrak' yapısına sahip olurlar. Eh ne demeli!.. ‘helal olsun ülkeye bağlılık bu.' dersin.
Ya bizde?! Bizde cüzam hastalığı var. Ciltte yara oluşur. Hasta bu yarayı tatlı tatlı kaşır. Kaşıdıkça da yara büyür ve kötüleşir. Hastayı zamanla ölüme götürür, hemde hastanın elleriyle. Hiçbir zaman farklılıklarımıza tahammül edemedik, önemsemedik.
Biz Türkiye Kürtleri hep bunu yaptık. Kurulan örgütleri büyütemedik, parçaladık; bazen de bitirdik. Bu hastalıktan bir türlü kurtulamadık. Dolayısıyla 25-30 milyonluk nüfusumuzla ‘layık olduğumuz' yaşam çizgisinde kaldık. Bu bozgunlukları yaparken de; kendimizi ya da yapanı ‘kahraman' gibi gördük çoğu zaman. Kendi bencilliğimizi, egomuzu tatmin ettik. Gözlerimizi dünyaya, çevreye kapattık, at gözlüğüyle bir mürit gibi baktık dünyaya. Dünyada olan bitenden hiç mi hiç ders alamadık. Sanki benliğimizi, ruhumuzu kaybetmişiz.. Yaşamımızdan hiç utanmadık, bu yaşamın ömrünü uzattık çoğunlukla. Elbetteki azınlıkta kalan yürekli, inançlı insanlar inadına, inadına bu bayrağı, bu inancı bırakmadı. Bazı Kürtlere rağmen Kürtler özgür olacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Nice darbeler, nice ağaç kurtlarını gördük.
Ankara'daki patlamayla ilgili yapılan süpekülasyonlar, Büyükanıt'ın hedef göstermesi, devletin toplumu yanlış yönlendirmesi ‘derin devleti saklaması' adeta Kürtlerle, Türkleri düşman edindirme çabaları dehşet verici. Kürt Federe Bölgesinin topun ağzına alınması, 40 milyona yakın Kürdün gözüne baka baka savaş naralarının atılması bizi rahatsız etmiyor mu?..
Bir de dönüp kendimize bakalım!.. Zor günlerde sistemin CHP'sinde, DYP'sinde ya da üniterciler safında yer almışız, kan vermişiz, halkımızı, geleneğimizi hiç düşünmemişiz. Birileri bu ülke için iş yapmaya kalkınca, efendice ve dürüstçe silkelenip, işin bir yanından tutması gerekirken, bozmaya, yok etmeye çalışmışız.
‘kurdinfo'da ‘Hak-Par'da istifalar başladı' yazısı yayınlandı. Altında imzası olan şahıslardan biri, geçen yıl yaz aylarında ailevi nedenlerden ötürü Mersin il teşkilatına açıklama yapıp istifa etmişti. Listedeki kişilerin bir kısmı HAK-PAR'ın üyesi değil, bir kısmı habersiz ve yalan beyanlarla imzaları alınmış. Bu kadar gürültü ve patırtı niçin yapılır. Suları bulandırmak neye, kime yarar sağlar. İnsanlar bir partiye üye de olur, istifa da eder. Ama bununda usülü, ahlakı olmaz mı?. Hele hele devletin Kürtleri topyekün hedef gösterdiği bir süreçte, aynı anda böylesi polemik ve davranışlar hem çok düşündürücü ve hem de dehşet vericidir.
Yazıktır beyler! Bu halkın geleceğiyle, umuduyla oynamayalım. İyi niyetli arkadaşlar bu yanlışlara meydan vermemeliler. Bu tutumun Ülkemize ve halkımıza zarardan başka zerre kadar faydası yoktur.
25.05.2007
Şeref YALÇIN
Hak-Par BK üyesi |