Direkler çatırdıyor


Her yapının, her sistemin bir ömrü vardır.Hiç bir şey sonsuz değildir.Toplumlar üretim araçlarının gelişmesi ve üretim güçlerinin karakter değişimiyle biçim alırlar. Bu nedenle alt yapı üst yapıyı belirler deriz.Zira bu da mutlak değil, görecelidir, bazen üst yapı oluşur ve alt yapıyı da kendine göre oluşturur.Birincisi daha demokratik; ikincisi müdahaleci bir yapı. Üsten alta müdahaleci bazen toplumu ileri ve bazen de geri götürebiliyor.

Sistemlerin, toplumların değişmesi şartlarının olgunlaşmasına bağlı.Öznel ve nesnel şartların örtüşmesi ya da değişime hazır olması lazım.Üstekilerin (yöneticilerin) artık yönetemez duruma gelmesi ve yönetilenlerin de artık yöneticiler tarafından, yönetilmesini istemedikleri zaman şartlar olgunlaşmış demektir.

Bu değişim için yönetilenlerin örgütlü, projeli ve kısacası alternatif olması lazım.
T.C devletine baktığımızda,en güvenilir kurum olan silahlı kuvvetleri banka sahibi oldular, fabrika sahibi oldular.(Dünya'da benzeri olmayan) Kuvvet komutanları (Deniz kuvveti komutanı) yolsuzluktan dolayı cezaevine giriyor,diğer taraftan rütbeli subaylar çete örgütü kurmuş (Ergenekan gibi,Vatan severler örgütü)ülkeyi ve toplumu keyifleri gibi kullanmışlar, kan döküp ülkeyi kaosa sokmuşlar.Bir bakıyorsun T.S.K partilere çatıyor bir siyasi parti gibi, partiler de T.S.K'ya,yargı yürütmeye adeta darbe yapıyor, demokratik temayüller hiç göz önünde bulundurulmuyor.

Devlet, çalışanlarının yaşamını daha da düzelteceği yerde "Sosyal Güvenlik Yasasıyla" çaresizliğini ortaya koymaktadır.
 
Yeni anayasanın çıkarılmasının bir ihtiyaç olduğu ve "bu gömleğin topluma dar geldiği" düşünülmekte, fakat bir arpa boyu yol alınamıyor.
Yıllardır bu devletin arka bahçesi "Derin devleti var" deniliyor ama bir türlü çözülemiyor...!
Newrozlarda Kürd halkı meydanlara döküluyor;ulusal istekleri için işaretler veriliyor, bunu adam gibi okuyan olmuyor.

Evet bir topyekun bunalım var. Asıl krizin sebebi içerdedir. Dış kiriz 2.sıradadır. Sosyal ve siyasal bunalım var .Eski statükocular düzenin devamı için "uzlaşma çağrıları" yapıyorlar. Kimi de demokrasinin gelmesi ve "İki yıl içinde Türkiye'nin parçalanacağını ve Kürd devletinin kurulacağı " korkusunu taşıyor. Velhasıl her şey "arap saçı" gibi olmuş. Herkes topu başkasına atıp duruyor. Oysa ki, Yunus Emre'nin dediği gibi :"Bir bağ ki viran ola/Her taraf harap ola /Ayıklamak neylesin Ateş ile yakmayınca."

Kapalı rejimlerde devlet karanlık olur, şefat olmaz. Bu karanlıkta kimin eli, kimin cebinde olduğu belli olmaz. Herkes cebini doldurmaya çalışır. İnsanların güzel yaşaması için, şeffaflık, demokrasi, insan hakları,eşitlik,özgürlük,kardeşlik gibi kavramların içi boşaltılır ve demagojik söylemlerle donatılır.

Bir avuç Türk aydını bütün bunları göruyor ve çözümler üretmeye çalışıyorlar ama yetersiz. Biraz da günaydın! Geç kalmadınız mı?
 
Yine de iyi.
Temel sorunun sistem sorunu olduğunu ve bunun şah damarının da " Kürd ve Kürdistan sorunu" olduğunu kabul etseler işler kolay olur, çözüm için aday olunur.Gelin görün ki "üç maymunlar" oynanıyor.

Her sorunun altında Kürd sorunu yatıyor. Kürd sorunu çözülmeden hiç bir sorunun çözülemeyeceğini herkes cesaretle söyleyebilmelidir. Türkiye'nin statükocu yapıdan kurtulup, demokratik ve federal bir yapıyla sorunların aşılabileceği kardeşlik, eşitlik ve demokrasi o zaman tesis olur. Bunu görmeden, önümüze koymadan olmaz.

Kürtler de gelinen bu noktayı görebilmeli, ikircikli ve ürkek, korkak istek ve taleplerden vazgeçmeli; gerçek isteklerini dile getirmeli ve hızlı bir şekilde ”Ulusal Birliklerini” sağlamalı, gür bir ses ve dolu bir projeyle ortaya çıkarabilmelidir. Laflardan ve kısır döngülerden kurtulup, geç kalmış olsalar bile bir kesim; hızlı bir şekilde örgütlenmeli ve tercihlerini yapabilmelidir.Benzerlerin birlik ve beraberlik içinde;farklı olanların da işbirliği yapması şarttır.

Diğer yandan Türkiye'de demokratik alanda atılabilecek her adımı görebilmeli ve önemsemeyebilmeliyiz. Unutmayalım; Türkiye'deki demokrasi güçlerinin eli ne kadar güçlü olursa, o kadar bizim işimiz kolay olur, biz ne kadar güçlü ve örgütlü olursak,Türkiye'deki demokrasi güçlerinin o kadar elleri güçlenir ve cesaretli olunur. Unutmayalım; arzuladığımız bugün için Demokratik Federal bir sitemi beraber kurup yöneteceğiz, diyoruz.

Sistemin Direkleri çatırdıyor. Kürtler özgür olacak; Türkiye'ye demokrasi gelecek.Haydin demokratlar, yurtseverler bir taş da siz koyun. Unutmayalım; objektif şartların yanında subjektif şartların da olgunlaşması lazım.
 
Bu sefer “treni kaçırmayalım…!
 

05.04.2008
Şeref YALÇIN
Hak-Par BK üyesi

ŞEREF YALÇIN'nın Eski Yazıları

Orta çağ mı ? Özgür ve demokratik bir ülke mi ?

Konuyu baştan almak

Ne Yapilmali? Eleştiri ve Çağri

Bize ne oluyor?..

Böyle dostlar olunca!...
Ya da böyle kürtler olunca!.

‘Tarih tekerrür ediyor'

BASINDA HAK-PAR
Genel Merkez : Menekşe 2. Sk. 33/7 Kızılay / ANKARA Tlf: 0 312 418 23 40 - hakpar1@hakpar.org.tr - hakpar@hakpar.org.tr
                            Diclekent Bulvarı Yayla Sitesi A/Blok D:2 Kayapınar / DİYARBAKIR Tlf : 0 412 237 88 94