Bu filmi kaç kez seyrettik? |

Türk filmlerinde iyi kötü rolde olan aktörler yer alırlar. Kötüler kötülük yapar, sonunda filmin kahramanlarıyla birlikte polisler gelir, kötü ya da kötüleri yakalar ve film son bulur.
Ama başka isimli ve konulu filmlerin gidişatı hep aynı olur.
Arena'da dövüştürülen kölelerden galip gelene hep birlikte ‘öldür öldür…' diye bağırırlar. Galip gelen gladyatör kılıcı mağlup olan esirin göksüne saplayınca, seyirciler ayağa kalkıp, hep bir ağızdan bağırıp alkışlarlar bu vahşi olayı. Hiç kimse olayın ötesini, bu insanların masumiyetini düşünmezler. Çünkü savaş kültürüyle, ruhuyla yetişmişlerdir.
Her olayın bir öncesi ve zemini olur. 12 Eylül faşist darbesi yapılmadan önce, Kanlı 1 Mayıs oldu, yazarlar, bilim adamları, sendika başkanları, öldürüldü, okullar okunamaz hale getirildi, parlamento tıkatıldı, Cumhurbaşkanı seçimi yapılmaz oldu v.s.Ve bir sabah vakti Kenan Evrenin Başkanlığında o meşhur ‘ MGK' açıklaması yapıldı. Yüzbinler cezaevine sokulup işkencelerden geçirildi, ülke açık cezaevine çevrildi. Tüm hak ve hukuk rafa kaldırıldı ve ülke ekonomik ve sosyal olarak dibe vurdu. Etkileri “devamla” hala sürmektedir. Bu kötülüğü yapanlar kahraman, insanları ve ülkeyi savunanlar hain ilan edildi. Şimdilerde ise 12 Mart mağdurları aklanmaya başlanırken, 12 Eylül'le dokunulmamaktadır.
Bu kadar acılardan sonra statükocu devletin derin ve asıl ruhu da açığa çıkarak herkes tarafından görüldü. Ergenekon ismi ve maskesiyle yaşamını, vahşiliğini hep devam ettirdi. Aynı tiyatronun oyuncuları kimi iyi rolde ve kimi de kötü rolde oynadı. İşlerine gelince kötü rolde oynayanları görevden aldılar ve yerlerine tanınmayanları getirdiler. Türkiye'deki devlet mekanizması hep böyle çalıştı.
Son günlerde bizim aktörler yeni bir film gösterime soktular. Hep beraber seyrediyoruz. Balıkkesir'de Kürtlere topluca ırkçı – faşist saldırı. Kürtlerin evlerini taşladılar, işyerini yıkıp talan ettiler ve günlerce evlerinden çıkamayıp aç bırakıldılar. Devlet yetkilileri ise üç maymunu oynadı. Beri taraftan tüm Kürtlerin Kürtlükleri kabardı, nefret ve kinle enjekte oldular.
Hemen filmin ikinci bölümü devreye sokuldu. Karakola baskın düzenlendi ve 17 askerin hayatına mal oldu. Bu olay bilinçsiz Kürtler tarafından intikam ruhuyla tasvip gördü. Ama aydınlar tarafından dehşetle ve vahim sonuçları düşünülerek izlendi. Türkiye tarafından senaryocuların bir kısmı “eski emekli Generaller” hemen hazır dosyalarını alıp televizyonların haber kanallarına geçip, ırkçılığı pompaladılar. İnsanlar sokaklara döküldü, Kürt düşmanlığı zirveye çıktı. Şartlandırılan toplum Arena'daki gibi “öldür… Öldür…” naraları attı.
Arkasından tezkerenin geçişi kolaylaştı, silahlı kuvvetlere daha fazla yetki vermek için hazırlıklara başlandı. Genel Kurmay Başkanı Başbuğ'da seçilir seçilmez şahin projesini zaten önceden sunmuştu. Böylece senaryo tamamlanmış oldu. Bu politikanın ve tekrardan militarizmin gücüne eskisi gibi güç katılmış oldu. Zayıflayan ve belki de sonuna gelen Ergenekon'a kan verilip ömrü uzatıldı.
Bu yazıyı bitirmeden, Diyarbakır da polis aracına saldırı düzenlenip; olağanüstü, tampon bölge, polis yetki ve selahiyet yasası, silahlı kuvvetlere daha fazla yetki ve maddi yardımın da alt yapısını oluşturdu. Ergenekon sözcülerinin elleri daha fazla güçlendirilerek bunları gündeme oturtup,meclise kadar taşıma gayretindedirler. Dedim ya, fillim aynı fillim. Ama bilinsinki ne Kürtler eski Kürtlerdir, ne de Türkler ve de Dünya. Maymunun gözü acılmıştır. Güç şimdilik sizlerde, istediklerinizi yapa bilirsiniz, ama bilinizki, artık görüyoruz ve anlıyoruz. İnsanları ayağa kaldırıp amaçlarınız için yok edip timsah göz yaşlarına herkesi inandıramazsınız.
Türk –Kürt Ergenekoncuları yine istediklerini koparıp aldılar.
Bu oyun büyük bir oyun. 12 Eylül faşist darbesi gibi heybetli olmasa da, kapsam ve boyutları itibariyle çok daha tehlikelidir. Kürtler ve Türkler Erkenekon'un bu yeni oyununu sağduyuyla bertaraf etmelidirler.
Deniliyor ya; bir musibet bin nasihata bedeldir. Bu olaylar vesilesiyle yine dileriz ki Türk demokrat, aydın ve gerçek vatanseverleri Kürt gerçeğini görür. Demokratik ve barışçıl bir çözüm için bu olaylar başlangıç olur. Polisiye olaylarla değil gerçek insan hak ve hukuku temel alır.
09.10.2008
Şeref Yalçın
Amed
ŞEREF YALÇIN'nın Eski Yazıları
İNKARCILARA NE DEMELİ…
TARAFSIZ OLAMAYIZ
ÖNCE MÜRİTLİKTEN KURTULALIM…
Bize ne oluyor?..
Direkler çatırdıyor
Orta çağ mı ? Özgür ve demokratik bir ülke mi ?
Şiddete hayır!...
Konuyu baştan almak
Ne Yapilmali? Eleştiri ve Çağri
Bize ne oluyor?..
Böyle dostlar olunca!...
Ya da böyle kürtler olunca!.
‘Tarih tekerrür ediyor
Somut durum ve siyasi talep
Ezberi bozmak veya ne yapmalı?
Sahip ve sahiplenme |