|
Bu söylemi,yıllar boyu komünistler,sosyalistler,demokratlar,yurtseverler ve kısacası çağdaş insanlar hep dillendirdi.İnsanlığın hak ve hukukunun mihenk taşı olarak kabul edildi.Emek olmaksızın hiçbir şeyin üretilemeyeceği ve insanoğlunun ihtiyaçlarının karşılanılmayacağı inancı hep muhafaza edilip,savunuldu.
Fabrikalarının çalışması, zanaatkarların sanatlarının ifa edilmesi toprağın işletilip beslenme gıda ihtiyaçlarımızın karşılanması elbette ki alın teridir,emektir.
Verimi artırmak ve kolaylaştırmak için,makine ve cihaz üretenlerin,gübreyi fabrikalarda üretip verimliliği artıranların ilacı bulup insanların sağlığını koruyanların,insanları eğitip kültürlerini geliştirip verimliliğini artıranları da unutmamak lazım.Tüm teknik bilgilerini ve sermayesini üretime-fabrikaya yatırıp istihdam yaratanları da ucuza saymamak lazım.S.S.C.B’nin batı ülkelerine karşın neden geri kalıp,yıkıldığını da görmek lazım.Bu denklemin iki verisi olmaksızın problemlerin çözülemeyeceğini de bilmek lazım.
Yıllarca sermaye ve emek birbirine,düşman görüldü.Bunların anlaşarak,uzlaşarak nasıl bir adaletli bölüşümün yapılabileceğini hiç mi hiç tartışmadık.Tek ayak üzerinde yürüdük ve sonunda tökezledik.
Sistemin demokratikleşmesini, değişmesini, halkların özgürleşmesini çok ciddiye almadık. Bunlar milliyetçi söylemlerdir,gerici fikirlerdir deyip omuz silkeledik.Başkalarının bağrışmalarını,acılarını hiç duymadık.
Bilindiği gibi Hitler, parlamentoyu yıkıp iktidara geliyor.Önce parlamentoyu feshediyor.Profesöre öğrencileri gelip,söyleyince “Bana ne diyor” .Öğrencileri yine başka gün “Komünistleri yakalayıp hapse atıyorlar” diyor.Yine “Bana ne ben komünist değilim” diyor. “Sosyal demokratları tutukluyorlar” diyorlar yine de “Bana ne” diyor.”Bir gün kapım çalınca her şeyin bittiğini ve geç kaldığımı anladım” diyor.
Türkiye’deki ve özellikle Kürdistan’daki işçi sınıfı, ezici çoğunluğuyla hep ücretlerinin artırılmasını düşündüler.Gözleri toplu sözleşmede ve maaşlarının artışında oldu.12 Martlar,12 Eylül’ler oldu,çoğunlukla rahatsız olmadılar.Solcular cezaevine dolduruldu,Kürt yurtseverler öldürüldü,işkence gördü,cezaevlerine tıkatıldı.İşçi sınıfının ciddi şekilde sesi çıkmadı.Bu yıkılan yakılan enkazın,onlara da bir gün zarar vereceğini hiç mi hiç düşünmediler.Türk işçiler Türkiye için demokrasi,Kürtler için özgürlüğü akıllarına getirmediler.Kürt işçiler de dümenin suyuna göre hareket ettiler.
Sonuç ortada. Alman profesörün akıbeti. Tekel işçileri de ülkede olup bitenlere karşı ne yaptılar? Ne zaman eylem yaptılar?Bir söylesinler.Her kes bana ne! “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” derse işte sonuç böyle olur.Şimdi de “Cellatlarının himayesine” girmeye çalışıyorlar.C.H.P ve M.H.P ‘den medet umuyorlar.Onlarında,bu sonlarının hazırlanmasında siyasi aktörler olduğunu görmüyorlar.Veya unuttular.
Son olarak diyeceğim oy ki ; elbette ki haklısınız.Hakkınıza sahip çıkmak,direnmek en doğal hakkınız.Verilen bir hakkınızın alınmasına karşı koymak onurlu bir harekettir.Fakat siz,bu noktaya geleceğinizi yıllar önce görebilmeliydiniz.Korkarım ki geç kaldınız.Derim ki “Ya hep beraber,ya hiç birimiz”.Bu düzen değişmelidir.
Olay sistem sorunudur. Bu statükocu, bu rijit devlet yapısı sürdükçe,hiç kimsenin geleceği garantili değildir. “Darbe projelerini” görmüyor musunuz? Hala felaket tellallığı yapılıyor!Siz sorunlarınızı,toplumsal sorunun bir parçası olarak görmezseniz,Güçlerinizi aynı amaçlarla mücadele edenlerle birleştirmezseniz asla geleceğinizi garantiye alamazsınız.Geçici olarak bazı haklarınızı alırsınız,almalısınız da;buna itiraz yok.Ama bilmelisiniz ki sevgili dostlar tek başınıza geleceğinizi garantileyemezsiniz.Başarılar dilerim.
Şeref YALÇIN
27.01.2010/AMED
ŞEREF YALÇIN'nın Eski Yazıları
"Celadına Aşık Olmak"
Eski Çamlar Bardak oldu
Atasının İzinde
"YAVUZ HIRSIZ"
Bu filmi kaç kez seyrettik?
İNKARCILARA NE DEMELİ…
TARAFSIZ OLAMAYIZ
ÖNCE MÜRİTLİKTEN KURTULALIM…
Bize ne oluyor?..
Direkler çatırdıyor
Orta çağ mı ? Özgür ve demokratik bir ülke mi ?
Şiddete hayır!...
|