“CELLÂDINA ÂŞIK OLAN TUTSAK” |
Savunma ve korunma içgüdüsüyle hazırlanmış bir anayasa, Dünya ve Ortadoğu da ki soğuk savaşın egemen olduğu süreçte hazırlanmış ve devlet buna göre şekillenmiş ti. Oysaki Dünyamız ve bölgemizin koşulları değişti.
İnsan haklarının, bireysel özgürlüklerin, demokratikleşmenin egemen olması lazım. Korku siyasetinden sıyrılmalıyız. Tehditler le artık toplumları yönetmemek lazım.
CHP, MHP gibi partiler ve sözcülerinin sarf ettiği sözler aslında Devletin bilinçaltındaki düşüncesinin açığa vuruşudur. Bu güne kadar Türkiye’de halklara, özellikle Ermenilere ve Kürtlere yapılanlar tüm toplum tarafından yaşanmış ve bilinen şeyler. Dünya’daki değişim ve demokratikleşme rüzgârı elbette ki Türkiye’yi de etkisi altına alacaktır. Statükonun taşları oynayacak ve Türkiye yenidünyaya uygun kendine çekidüzen vermek zorundadır.
Biz Türkiye’yi bu hale getirenlerden, kan ve şiddetle beslenenlerden kurtulmayı istiyoruz; siz ise,(Bir bütün olarak Ergenekoncular ve onların siyasi açık temsilcileri) Türkiye’yi ve bu dünyayı bu hale getirenlerin elini güçlendiriyor, korumaya çalışıyorsunuz. Sizler birer dinozorsunuz.
Dersim halkına hep kızardım. Her teşkilatlarında, arkalarında Hz. Alinin posteri Atatürk’ün posteri dururdu.”Tutsağın celladına âşık olması” gibi. Aslında bu da bir sendrommuş. Daha sonra öğrendim ki Stockholm de bir banka basılıp soyulur. Oradaki memurlar ve müşteriler rehin tutulur. Bu rehineler bir süre sonra kendilerini rehin alan soyguncu lehine davranmaya ve onların taleplerinin karşılanması için çaba göstermeye başlarlar. Olay tabi uzun ama Özellikle uzun bir süreye yayılan rehin alma durumlarda bazen rehineler kendisini rehin alan kişiye karşı empati geliştirip ona yardımcı, hatta suç ortağı olmaya başlar. Geçmişte de durumu ve yaşananları böyle düşünüp benzetmek hiç de haksız bir bakış açısı olmayacaktır kanımca.
Baytar Nuri’nin “Dersim” adlı Halepçe baskılı kitabını 1977 yılında okumuştum. Okudukça geriliyor ve strese giriyordum. Bir yıl boyunca etkisinde kalmıştım. Korkunç şekilde Türkiye’ye ve Devlet’e nefret duygularım kabarmıştı. Aklım bir türlü kelimelerle ifade edilemeyecek vahşet ve barbarlığı alamamıştı, zorbalığın ve kötülüğün bu kadar da uygulanabileceğini hiç düşünmemiştim. Dersim ’li arkadaşlarla o kadar arkadaşlık yapmıştım; hiç biri bu vahşeti bu kadar anlatamamıştılar. Sanki hep beraber yemin etmiştiler ve küçük dillerini yutmuştular. Sadece Alevi – Suni çelişki ve ayrımcılığını konuşurlardı. Dersim olayını ve Kürdistan’ı hiç konuşamazlardı. Zaten çoğu (tümüne yakın bir kısmı) Türk solu içinde ve CHP içinde yer almıştı. (Cellatlarına aşık olmuşlardı.)
Şimdi de o yaşlılarını televizyonlarda izlerken başta insan olduğum sonra da Kürt olduğum için içim yanıyor ve Dersimlilere kızamıyor, üzülüyorum.
Diğer taraftan “Sunilerinde büyük bir kısmı Dersim, Şeyh Sait, Koçgiri v.b katliamlar nedeniyle, bu dünyayı ve Kürt kimliğini bırakıp “öbür dünyayı” yalnız düşünür olmuşlar ve sistemin “Dinci” partilerinin kuyruğuna takılmışlar. Hiç değilse “öbür dünyayı kaybetmeyelim” tesellisiyle kimliklerini örtmüşler.
Cellâdın neferi Onur Öymen de o günleri Kürtlere hatırlatıp, abanın altından sopayı gösteriyor. Ne Kürtler eskisi gibidir, ne de Dünya. Türkiye değişim yörüngesine girdi. Bay cellâtlar artık gücünüz yetmez. Türkiye halkını da kandırdınız yıllarca. Maskeniz düştü. Saltanatınız ve tüm kanlı kurumlarınız yok olacak. Güneş bu sefer hem doğudan hem de batıdan doğdu. 23.11.2009
Şeref YALÇIN
AMED
ŞEREF YALÇIN'nın Eski Yazıları
Eski Çamlar Bardak oldu
Atasının İzinde
"YAVUZ HIRSIZ"
Bu filmi kaç kez seyrettik?
İNKARCILARA NE DEMELİ…
TARAFSIZ OLAMAYIZ
ÖNCE MÜRİTLİKTEN KURTULALIM…
Bize ne oluyor?..
Direkler çatırdıyor
Orta çağ mı ? Özgür ve demokratik bir ülke mi ?
Şiddete hayır!...
Konuyu baştan almak
Ne Yapilmali? Eleştiri ve Çağri
Bize ne oluyor?..
Böyle dostlar olunca!...
Ya da böyle kürtler olunca!.
‘Tarih tekerrür ediyor
Somut durum ve siyasi talep
Ezberi bozmak veya ne yapmalı?
Sahip ve sahiplenme
|