......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5582
mod_vvisit_counterDün6070
mod_vvisit_counterBu Hafta22089
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33512
mod_vvisit_counterBu Ay130549
mod_vvisit_counterGeçen Ay237342
mod_vvisit_counterTüm Zaman1208505

We have: 99 guests online
Senin IP no:: 54.80.146.251
 , 
Today: Nov 21, 2017

22-23 ARALIK 2012 BAŞKANLIK KURULU AÇIKLAMASI
AddThis Social Bookmark Button

Hak ve Özgürlükler Partisi Başkanlık Kurulu 22-23 Aralık 2012 tarihlerinde toplanarak gündemdeki kimi konuları, ülkemizdeki ve bölgemizdeki önemli gelişmeleri tartıştı, kararlar aldı ve kamuoyuna aşağıdaki bildiriyi yayınladı:
 

Başkanlık sistemi:
 

AK Parti çevrelerince gündeme getirilen, yeni anayasada yer alması istenen ve bir süreden beri yoğun biçimde tartışılan başkanlık sistemi ile ilgili olarak kurulumuzun vardığı sonuç şudur: Bir ülkede demokrasinin varlığı, etkinliği parlamenter sistem veya başkanlık sistemi ile bağımlı değildir. Her iki sistemde de çağdaş ve ileri bir demokrasinin varlığı, uygun bir yasal zeminin varlığının yanı sıra, demokratik geleneklerin varlığına ve toplumun bunu sindirmiş olmasına bağlıdır. Demokratik geleneklerin zayıf olduğu ülkelerde her iki sistem de yozlaşabilir ve bunun örnekleri çoktur. Dünyada sözde cumhuriyet ve parlamenter sistem olduğu halde demokrasinin göstermelik olduğu birçok ülke gibi, başkanlık sistemiyle yönetilen pek çok diktatörlük de vardır.
 

Türkiye bakımından da önemli olan öncelikle çağdaş, demokratik bir anayasanın yapılması, mevcut yasal sistemin buna uygun olarak demokratikleştirilmesi, demokratik anlayışın topluma sinmesi ve demokrasinin bir yaşam tarzı haline gelmesidir. Türkiye bakımından bu aynı zamanda, ülkenin çok renkli, çok etnik gruplu yapısına uygun olarak federal biçimde olmalıdır; bu olmadan ne Kürt sorunu çözülür ne de Türkiye çağdaş anlamda demokratikleşir. Demokratik ve federal bir sistem ise hem parlamenter, hem de başkanlık sisteminde mümkündür; dünyada bunun örnekleri çoktur.
 

Büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle ilgili 6360 Sayılı Yasa
 

Başkanlık Kurulumuz yeni oluşturulan ve daha önceden var olan büyükşehir belediyeleriyle ve genel olarak yerel yönetimlerle ilgili olarak kısa süre önce çıkarılan 6360 sayılı yasayı değerlendirdi ve şu sonuca vardı:
 

Bu yasa ile yapılan yeni düzenleme, büyükşehir belediyelerinin alanını genişletse de yerel yönetim reformu kapsamındaki beklentileri karşılamaktan uzaktır. Hatta yatırımlar bazı yönlerden daha da merkezi hale gelmiştir. Yine düzenlemenin, bazı çevrelerin ileri sürdüğü gibi federal bir yapılanmaya zemin hazırlamakla da ilişkisi yoktur. Yerel yönetimler planında ülkenin ihtiyacı olan, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’na uygun biçimde yerel yönetimlere imar, eğitim, sağlık, güvenlik gibi konularda düzenleme yapma, inisiyatif kullanma yetkisi veren, aynı zamanda valiler dahil, tüm yerel yöneticilerin seçimle geldiği bir sistem olmalıdır.
 

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik girişim
 

Başkanlık Kurulumuz, bir grup BDP’li milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik girişimi de, Genel Başkanımız Kemal Burkay’ın bu konuda daha önce yaptığı açıklamalarda belirttiği gibi, siyaseten yanlış bulur, bunun sorunun çözümüne hizmet etmeyeceğini, mevcut gerilimi arttıracağını belirtir. Mevcut gerilimin düşmesi için yapılması gerekenler bakımından ise hem hükümet kanadına, hem de BDP’ye düşen görevler var. BDP Parlamento’da temsil edilen yasal bir parti olarak sorunun şiddet dışı yöntemlerle çözümü için çaba göstermeli, Kürt halkının haklı ve meşru taleplerine uygun öneriler yapmalı, hükümet ise, yine güvenlik politikalarına değil, eşitlik temelinde adil bir çözüme yönelerek Kürt sorununun barışçı çözümüne yolu açmalıdır.

Irak ve Suriye’deki gelişmelere ilişkin olarak Bir önceki Başkanlık Kurulu toplantımız sırasında Irak’ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Bağdat Merkezi Yönetimi arasındaki ilişkiler oldukça gergindi. Bunun nedeni ise Maliki başkanlığındaki merkezi hükümetin tutumu idi. Merkezi hükümet Kerkük’ün ve öteki sorunlu bölgelerin statüsünü belirlemek için Anayasada belirlenmiş olan yönteme, yani referanduma başvurmaktan ısrarla kaçınmakta, yine Kürdistan bölgesine merkezi bütçeden ayrılan payı tam olarak vermemektedir. Suriye’deki gelişmelere ise Esat rejiminden yana müdahale etmektedir. Maliki yönetimi bununla yetinmeyip yeni oluşturduğu “Dicle Ordusu” adlı güçle, Kürdistan Bölgesel Yönetim’ine baskı yapmaya ve Kerkük yöresine bir olup bittiyle el koymaya kalkıştı. Bunun sonucu iki tarafın silahlı güçleri burun buruna geldi ve çatışmalara ramak kaldı. Daha sonra aracı kişi ve çevrelerin çabasıyla gerilim düştü, ancak tümden son bulmuş değil ve duruma bakılırsa sorunların kısa erimde sona ermesi mümkün de değil. HAK-PAR olarak bu sorunda Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni haklı buluyor ve destekliyoruz; aynı zamanda mevcut sorunların, herhangi bir çatışmaya yol vermeden ve görüşmeler yoluyla çözümünden yanayız.
 

Bu arada, Irak Cumhurbaşkanlığı mevkiinde bulunan deneyimli, değerli dostumuz Sayın Celal Talabani’nin rahatsızlığının ilerlemesi ve geçirdiği son kriz nedeniyle hastaneye kaldırılıp tedavi için Berlin’e götürülmesi de hem Kürt halkı, hem Irak ve bölge bakımından bir şanssızlık oldu. Onun yokluğu sorunların çözümü bakımından daha da zor bir durum yaratacaktır. Dileğimiz bir an önce sağlığına kavuşup yeniden görevinin başına dönmesidir.

Son bir ay içinde Suriye’deki iç savaş da hızından bir şey kaybetmeden devam etti. Son dönemde Türk medyasında Esat rejiminin sonuna yaklaştığına ilişkin kanaatler yeniden sık sık dile getirilse de, eğer etkili bir dış müdahale olmazsa, Suriye halkı bakımından bu acılı durumun kısa zamanda sona ermesi beklenemez.. Bu nedenle sorunun çözümü Birleşmiş Milletler Örgütü’nün ve ABD, Rusya gibi büyük güçlerin ortak bir çözüm önerisi üzerinde uzlaşarak tarafları bir barış masası etrafında bir araya getirmelerine bağlıdır. Bize göre gerçekçi çözüm, federal ve demokratik bir Suriye’nin oluşturulup bunun uluslararası güvenceye kavuşturulmasıdır.
 

Bu arada Suriye Kürtleri bakımından son bir ayda bazı yeni gelişmeler oldu. ENKS (Suriye Kürtleri Ulusal Cephesi) Suriye Ulusal Cephesine (SUK) katılma kararı aldı. Şu anda PYD bunun dışında. PYD’nin ENKS ile ilişkileri de yapılan protokole uygun biçimde yürümedi.

PYD kendisini bölgenin tek hakimi sayıp ENKS’nin çalışmalarını engellemeye çalıştı, zaman zaman şiddet uyguladı. Bu tutum yer yer kitlelerin tepkisiyle karşılandı. Protokol yürümeyince ENKS yolunu ayırdı.
 

HAK-PAR olarak PYD’nin bu tür güç gösterisi ve dayatmalardan kaçınmasını, Kürtler arasındaki ilişkilerin daha çok gerilmemesini ve rejim çökerken Batı Kürdistan’daki halkımızın kendi toprakları üzerinde federe veya otonom bir yönetim oluşturarak özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz.
 

HAK-PAR Başkanlık Kurulu

Bu Makele3906 Kez Okunmuştur