......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5666
mod_vvisit_counterDün6070
mod_vvisit_counterBu Hafta22173
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33512
mod_vvisit_counterBu Ay130633
mod_vvisit_counterGeçen Ay237342
mod_vvisit_counterTüm Zaman1208589

We have: 169 guests online
Senin IP no:: 54.80.146.251
 , 
Today: Kas 21, 2017

Güney Kürdistan’ın bağımsızlığı Türkiye’ye de yarar
AddThis Social Bookmark Button
Güney Kürdistan’ın bağımsızlığı Türkiye’ye de yarar
Arif Sevinç
Güney Kürdistan Bölgesel yönetimi başkanı sayın Mesud Barzani’nin referandumun ertelenmesini isteyen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’a verdiği cevap bağımsızlık yürüyüşünün kararlılıkla sürdürüleceğini bir kez daha gösterdi.

Barzani, Tillerson’a şu cevabı vermişti ; “Referandumdan ancak en kısa sürede bağımsızlığı ilan etmek şartıyla vazgeçeriz. Doğrudan ilan edeceğimiz bağımsızlığı Birleşmiş Milletlerin de tanımasını isteriz”

Nitekim bu kararlılık Kürt Bölgesel Yönetimi Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu’nun kararıyla da yeniden gösterildi

Komisyon referandumun 25 Eylül tarihinde yapılmasını oy çokluğuyla onayladı.

Başta İran olmak üzere bölge devletleri Kürdistan federe bölgesinin kendi kaderlerini özgürce belirlemesinden rahatsız.

Baskılarını sürdürüyorlar.

Bu rahatsızlıklarını hemen her vesileyle, çeşitli tonlarda tehditlerle dille getiriyorlar.

Son günlerde İran Genelkurmay başkanının Türkiye’ye yaptığı ziyaretinin altında da Kürtlere karşı ittifak arayışı olduğuna şüphe yok.

Ancak Türkiye’den umulan sertlikte bir karşı duruş görülmediği basına yansıdı.

Eskiden olsaydı Türkiye Güney Kürdistan’ın bağımsızlık referandumunu duyar duymaz ordularını sınıra sevk eder, savaş pozisyonuna geçerdi.

Bu gün durum çok farklı.

Artık Türkiye’de Güney Kürdistan’a yönelik politikayı belirleyen “asker” değil.

Askeri vesayetin 2010 da geriletilmesi bölgeye yönelik politikada da sivil inisiyatifi öne çıkardı. Geleneksel Kürt düşmanlığı tümden ortadan kalkmasa da esnedi, yerini karşılıklı çıkarlar almaya başladı

Türkiye açısından Irak Merkezi Hükümeti tek muhatap olmaktan çıktı. Güney Kürdistan Bölgesiyle de Merkezi hükümetin sert tepkilerine rağmen ilişki geliştirilmeye başlandı.

7 Haziran 2007 tarihinde Recep Tayip Erdoğan "Bizim muhatabımız oradaki Kürt liderler değildir, merkezi hükümettir. Ben cumhurbaşkanı ve başbakanla görüştüm. Bunun dışındaki kabile reisiyle görüşmem. Talabani ile cumhurbaşkanı olduğu için görüştüm.”demişti.

Ancak 2010 da askeri vesayetin geriletilmesi ve 2011 tarihinde dünyanın en büyük petrol şirketi Exxon Mobil ve ardından pek çok şirketin Irak Yönetiminin itirazlarını dinlemeden Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile antlaşmalar imzalaması Türkiye’yi de politika değişikliğine mecbur bıraktı.

29 Mar 2011 de ilk Türk Başbakan"ı sıfatıyla Erdoğan Hewler’i ziyaret etti ve Barzani ile “yararlı “görüşmelerde bulundu…

21.5.2015 tarihinde A Haber - ATV ortak yayınında gazeteci Mehmet Barlas"ın “Mesud Barzani"nin açıklamaları ve Amerika"nın Kuzey Irak"ın bağımsızlığına yeşil ışık yakması sizi Türkiye"nin Cumhurbaşkanı olarak düşündürmüyor mu?" sorusunu cevaplayan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan bu kez "Bu olayı biraz detay almak lazım. Şu anda bunu Irak"ın birinci derecede kendi iç meselesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Yani Irak, kendi içinde eğer böyle bir eyaleti bu şekilde bölünme ile neticelendiriyorsa bu onun iç sorunudur, bizi ilgilendirmez. Bunun dışındaki bizim sınırlarımıza yönelik herhangi bir şeyin düşünülmesi veya konuşulması, o zaten bizim üniter yapımızla alakalıdır ki böyle bir şeyden taviz vermek mümkün değil.” Demişti.

Bunun nedeni Türkiye’nin Güney Kürdistan’da sürdürdüğü ekonomik ilişkiler olduğunu söylemeye gerek yok.

Zira Türkiye Kürdistan enerji kaynaklarının çıkarılmasında ve dünya piyasalarına aktarılmasında önemli bir avantaja sahip.

Dünya enerji piyasası açısından stratejik önemi bilinen Basra bölgesinin petrol rezervi 20 milyar varil, Kerkük’ün ise ancak 10 milyar varilken, Güney Kürdistan’ın petrol rezervi yaklaşık 45 milyar varil dolayında.

Sadece 2009 da keşfedilen Şexan bölgesinin rezervi 15 milyar varildir.

Bu rakamlara 3 trilyon metreküp dolayındaki doğal gaz rezervlerini de ekleyelim.

Bağımsızlık halinde Güney Kürdistan’ın, dünya enerji piyasasının en önemli aktörlerinden biri olacağına ve büyük bir zenginlik yaratacağına kuşku yok.

Bu muazzam zenginliğin dünya piyasalarına ulaştırılması nasıl olacak?

İran, kendi kontrolünde tuttuğu merkezi Irak hükümetleri nedeniyle petrol ve doğal gazın güneyden yani Basra körfezinden olmasını istiyor.

Bu nedenle Güney Kürdistan’ın bağımsızlığına şiddetle karşı çıkıyor.

Kürdistan’ın Merkezi Irak Hükümetine bağlı olması aynı zamanda İran’a bağlı olması anlamına gelmektedir.

Türkiye ise petrol ve doğalgazın işletilmesinde önemli bir pay ve yeni boru hatları ile Türkiye üzerinden dünya piyasalarına ulaşmasını istiyor

Mevcut rezervler Güney Kürdistan’ı dünyanın en büyük 24. petrol üreticisi yapacak.

Kim bu zenginliğe sırtını dönebilir?

Denize sınırı olmaması nedeniyle bu petrol ve doğal gazın dünya piyasalarına ulaşması için şu anda üç seçenek var.

Birinci seçenek Güney Kürdistan’ın, ipleri İran denetimindeki merkezi hükümete terk etmesidir.

Petrol ve doğal gazın işletilmesinde ve satılmasında kendisi değil Merkezi Irak Hükümeti yetkili olacak ve gelirlerin yüzde 17’sini vermesini bekleyecek.

Bu güne dek bu alanda ciddi sorunlar yaşandığı ortada. Irak Merkezi hükümeti anayasayı hiçe sayarak hem 140.maddeyi uygulamadı, hem bölgenin güvenliği ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmedi. Peşmergenin maaşlarını ödemedi, petrolden elde edilen gelirlerden Kürdistan Bölgesi’nin payını teslim etmedi. Bundan sonra da sorumluluklarını yerine getireceğine dair bir garanti veremez.

Sürekli istikrarsızlık içinde.

Ve İran’a bağımlı.

İran ise, sorunlarını çözmüş güçlü bir Irak istemez. Onu kuruluşundan bu yana düşman olarak görmekte.

Zayıf ve kaos içinde, kendisine bağımlı bir Irak’ı tercih etmekte.

Güney Kürdistan Bölgesi’nin de bu kaos içine sürüklenmesinde bir kazancı olamaz.

İkinci seçenek ise Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşmasını sağlamak.

Suriye’nin durumu ise içler acısı. Geleceği belirsiz, koşulları ve Kürtlere yaklaşımı Irak’tan da beter…

Üçüncü seçenek ise petrol ve doğalgazı Türkiye üzerinden dünya piyasalarına sunmak.

Mevcut boru hatlarına yenilerini eklemek ve kontrolü kendi elinde tutmak, satılan petrol ve doğal gazın parasını tam anlamıyla kendi kalkınması için kullanmak…

Mevcut kaynaklar Güney Kürdistan’ın bırakın hızlı bir biçimde kalkınması, dünyanın en zengin ülkelerinden biri haline gelmesine yetecek boyuttadır.

Bu durum ancak Merkezi Hükümetten kopması, Bağımsız olması ile mümkündür.

Bağımsızlık sadece siyaseten bir hak değil, Güney Kürdistan’ın güvenliği, gelişmesi ve müreffeh bir topluma ulaşması için de zorunlu hale gelmiştir.

Irak’la bağımlılık ilişkisi Kürdistan’a olumlu bir getiri sunmaz. Tam tersine kaosa sürüklenmesine neden olur.

Bağımsızlık hem bir hak hem de en makul çözümdür.

Türkiye Güney Kürdistan’ın bağımsızlığından en karlı çıkacak ülke olacaktır. Karlı çıkacaktır çünkü bölgenin muazzam petrol ve doğal gaz kaynaklarını hem işletmekte hem de Türkiye üzerinden dünyaya taşınmasında çok büyük bir mali kaynağa kavuşacaktır.

Diğer sayısız iş alanları ve tüketim pazarındaki belirleyici pay bir yana, petrol ve doğal gaz sevki işinden kazanacağı argo deyimle Türkiye’yi uçurmaya yetecektir.

Ayrıca doğal gaz konusunda Rusya ve İran’a bağımlı olmaktan kurtulacaktır.

Türkiye, geleneksel, gözleri kör eden Kürt karşıtlığı politikasına dönmemeli,

korkularını aşarak, Güney Kürdistan’ın bağımsızlığını desteklemeli, iyi komşuluk ilişkilerinden en karlı çıkacak komşu olacağını görmelidir.

Güney Kürdistan ile olumlu ilişkiler iki tarafa da büyük kazanç sağlayacaktır.

Zira Güney Kürdistan’ın bağımsızlığı halinde Türkiye petrol ve doğal gazın işletilmesinde ve dünya piyasalarına aktarılmasında önemli bir role sahip olacak, kendisi de muazzam bir gelire kavuşacaktır.

2012 verilerine göre Güney Kürdistan’da tescil edilmiş toplam 2.241 şirket’in, 1.085’i Türk iş adamlarına aittir

Türkiye’ye ait Genel Enerji şirketi 6 bölgede petrol arama lisansına sahiptir ve bölgenin en büyük petrol üreticisi konumundadır.

Güney Kürdistan’ın imarında inşaat sektöründe önde gelen şirketler Türkiye şirketleridir.

Bölge Türkiye malları açısından çok verimli bir pazardır.

Her gün 1500 tır Güney Kürdistan’a mal taşımaktadır.

Her akıllı politikacı Güney Kürdistan’ın baş döndürücü geleceğini görür.

Geleneksel Kürt karşıtlığı ile bir yere varılamayacağını da.

Dünya değişti.

Ortadoğu yeniden şekilleniyor.

Artık Kürdistansız bir Ortadoğu olmayacak.

Kürt devleti ama bugün ama yarın kurulacak.

Türkiye’nin yapması gereken bölünme korkularına esir olmak değil, realist olmaktır.

Bu Makele5072 Kez Okunmuştur