KADIN PROGRAMI *

 

Kadın sorununu daha iyi anlayabilmek için sorunun tarihsel gelişim sürecine bakmak gerekir. Yüzyıllar boyu süren feodal ortaçağ döneminde değil cinlerin eşitliği ve kadının özgürlüğünden bahsetmek dönemin egemen ideolojisi; kadının normal bir insan olup olmadığını akıllı varlıklar arasında sınıflandırılıp sınıflandırılmayacağını bile tartışılmaktaydı. Feodal toplum koşullarında bu düşünce tarzı sorgulanmamakta hatta doğal karşılanmaktaydı.

Kadınların, bu denli aşağılanmasına ilk tepkileri Büyük Fransız Devrimine denk gelir. Burjuvazi; Feodal düzene karşı işçi, emekçi ve kadınları da yanına alarak ayaklanmıştır. İşte böylesi bir mücadelenin içinde cinslerin eşitliği üzerine şekillenen birçok kadın hareketi tarih sahnesine çıkmıştır. Ancak kadınların cinslerin eşitliğine dayalı hak talepleri mücadele ettikleri saflarda dahi karşılık bulamamış ve geri çevrilmiştir. Eşitlik ve özgürlük kavramlarını feodal düzene karşı ayaklanma aracı olarak kullanan burjuvazi iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra emekçi sınıfa olduğu gibi ezilen cins olan kadınlara karşı tutumuna da netleştirmiştir.

Kadınların yaşadıkları baskılar tarihsel gelişim sürecine paralel olarak kimi değişkenlikler göstererek günümüze kadar gelmiştir. Bugün emperyalist- kapitalist sistemin küresel boyutundan kaynaklı olarak kadınların yaşadığı sorunlarda evrensel nitelik taşımaktadır. Kadına yönelik şiddet, kadının cinsel kimliği üzerinde yayılmaktadır. Şiddeti uygulayanlar gibi şiddetin uygulandığı nesnel koşullar nedeniyle şiddetin türü ve biçimi de değişkenlik göstermektedir.

TÜRKİYE’DE KADIN SORUNU

Türkiye’de kadınlar ülkenin bağımlı ekonomisinden dolayı sömürü ve baskıyı yoğun yaşamaktadırlar. Kadınlar kayıt dışı ekonomide yahut ev eksenli işlerde, güvencesiz, sigortasız ve çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır.

Çalışan kadınların ev ekonomisine katkı sunan yarı unsurlar olarak nitelendirilmesi, ev kadınlarının ise ev içi emeğinin iş olarak görülmemesi her iki kadının emeğine yabancılaşmasına ve erkeğe tabi olmasına neden olmaktadır. Erkeğe tabi olan kadın kendine güvenmeyen sosyal ve siyasal ortamın dışına atılan bireyler olarak hayatına devam etmektedir. Özellikle değinilmesi gereken bir diğer sorun da kadının bir meta olarak görülmesi ve bedenleri üzerinden kar elde edilmeye çalışılmasıdır.

Türkiye’de bölgeler arası eşitsiz gelişim, ulusal sorun ve devam eden savaştan dolayı ülkede yaşayan kadınların sömürü araçlarının ve çeşitlerinin değişmesine yol açmıştır.

KÜRT KADINI, SORUNLARI

Kürt kadınları da tıpkı diğer kadınlar gibi şiddete maruz kalmaktadırlar. Ancak yaşadıkları savaş ortamı göz önünde bulundurulduğunda; yoksul ve emekçi olarak aynı zamanda Kürt olarak diğer hemcinslerine oranla üç kat daha fazla sömürülmekte ve ezilmektedirler. Kürt kadınının yaşadığı sorunları daha doğru ve net görebilmek için yaşadıkları bölgenin sosyal, siyasal ve ekonomik tahlilini yapmak gerekir:

1-Kürt Sorunu ve Savaş Ortamı

Kürt sorunu ve özellikle savaş Kürt kadının yaşamını derinden etkilemektedir. Yıllardır bölgede “düşük yoğunluklu savaş” diye tanımlanan bir savaş ortamı yaşanmaktadır. Söz konusu savaşın her türlü olumsuz yanı Kürt halkında yaşanırken, Kürt kadınları bedenlerine yönelen cinsiyetçi şoven baskılarla onursa bütünlüklerinden ve öz benliklerinden uzaklaştırılmaya çalışıldı. Devletin yürüttüğü savaşta pek çok taciz ve tecavüz yaşanmıştır. Yapılan istatistiklere göre gözaltında yaşana taciz ve tecavüz en çok Kürt illerinde yaşanmıştır.

Bölgedeki savaşın getirdiği önemli sorunlardan biri de zorunlu göçtür. Zorunlu göçün altında iki temel neden yatmaktadır. Birincisi; devletin kamu güvenliği gerekçesiyle köy ve mezraları boşaltması ve Kürtlerin en insani taleplerini bastırmak amacıyla yaşadıkları yerleri insansızlaştırma politikası, ikinci ise askeri çatışmalar sonucu ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve psikolojik nedenlerdir. Zorunlu göçler sonucu Kürt aileleri batıda, kent varoşlarına yerleşmiştir. Buralarda aileler yoksulluk, işsizlik, kültür çatışması gibi sorunlarla birlikte kimlik bunalımları yaşamaktadır. Kürt kadını bu sorunlarla baş etmekte yetersiz ve hazırlıksız kalmaktadır.

2-Ekonomi, Eğitim ve Sağlık Durumu

Devletin bilinçli politikaları sonucu bölgede istihdamı sağlayacak ekonomik alt yapı yoktur. Dolayısıyla işsizlik ve yoksulluk bölgenin en önemli sorunlarındandır. Yoksulluk boyutunu cinslere indirgediğimizde; bölgedeki gelenekler, kadının erkeğe bağımlılığı, kadının mirastan pay alamaması gibi nedenler kadınların yoksulluğunu daha da arttırmaktadır.

Bölgedeki dağınık yerleşim, devletin politikaları gibi nedenlerle okullaşma oranının düşük olması ve eğitim dilinin Türkçe olması gibi faktörlerden dolayı bölgenin eğitim seviyesi düşüktür. Buna ek olarak kız çocuklarının bedensel gelişimlerinden dolayı eve kapatılması, küçük yaşta evlendirilmeleri ve kırsalda iş gücü eksikliğinden dolayı tarım ve hayvancılık alanında çalıştırılmaları ile kız çocukların eğitimi aileleri tarafından da sınırlandırılmaktadır.

Bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme, kansızlık yük taşımadan doğan bel ve beden rahatsızlıkları ve çok çocukluluğun getirdiği kadın hastalıkları Kürt kadınlarının temel sağlık sorunlarındandır. Bölgenin kırsal alanlarında sağlık kuruluşlarının olmayışı ve geleneksel değerler gibi nedenlerle Kürt kadını sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadır.

 

3-Kadının Sosyal Yaşamdaki Yeri

Bölgede kadınların evlilik yaşı oldukça düşüktür. Kan bedeli ile evlenme, berdel, imam nikâhı, akraba evliliği, beşik kertmesi, başlık parası ve çok çocukluluk yaygındır.
Kadının kocasının evinden ancak ölüsünün çıkacağı mantığı, ekonomik bağımsızlığının olmayışı, mülkiyetin erkeğin elinde olması yönündeki değerlerle kadını tüm hayatı boyunca eve mahkûm etmektedir. Ayrıca gerici gelenekler ve dinsel yargılar kadını kocasına, ailenin tüm büyüklerine ve erkeklerine bağımlı kılmıştır.

Evlilik içi şiddet, Kürt kadınının yaşadığı ciddi bir sorundur. Kadın, sadece kocası tarafından değil ailenin diğer erkekleri tarafından da şiddete maruz kalmaktadır. Kadının erkeğin “namusu” olduğu yönündeki düşünce kadının bireysel kimliğinin oluşmasının önünde engeldir. Kadın feodal ortamı zorladığında ise karşısına töre yasaları çıkmaktadır. Nitekim bölgede ve metropollerde yaşayan Kürt ailelerinde töre cinayetleri yaşanmaktadır.

Bölgede kadın intiharlarına çok sık rastlanmaktadır. İntiharları bölgedeki sosyal, ekonomik, cinsiyetçi baskılarla birlikte genel şiddet ortamının özel bir sonucu şeklinde değerlendirebiliriz. Ayrıca kapalı toplum yapısı, ataerkil aile yapılanması, aile içi şiddet, gerici gelenek ve görenekler de yine yaşanan kadın intiharlarının nedenleri arasında yer alır.

Geleneksel rol dağılımı nedeniyle üretim sürecine katılan ya da katılmayan Kürt kadını toplumsal karar verme sürecine katılamamaktadır.

Diğer yandan kadının siyasete girmedeki zorluğu, onun toplumsal hayat içindeki durumunu daha da zorlaştırmaktadır. Zira toplumumuzda siyasetin erkek işi olduğu düşünülmekte sorunların en fazla mağduru olan kadının yönetimde söz sahibi olmak istemesi ayıp karşılanmakta ve siyaset yapmak kadına yakıştırılmamaktadır.

Kürt kadının yaşadıkları sorunları ana hatlarıyla belirtmeye çalıştık. Bugün kadınların yaşadıkları baskı ve şiddetin kaynağını erkek egemen kapitalist devlet anlayışından bağımsız ele almak mümkün değildir.

Kadının yaşadığı sorunu en iyi anlayan yine kadındır. Bu nedenle kadının örgütlülüğü olmazsa olmazlardandır.

Kürt kadınının; savaş ortamının mağduriyetinden kurtulabilmesi, devletin sistemli politikasından kaynaklanan asimilasyon ve şiddetin derhal durması, kadının yaşadığı ortamdan kaynaklı şiddetten ve ikincil konumdan kurtulabilmesi, modern dünyada olması gerektiği gibi iş ve meslek edinmesi, toplumda hak ettiği yere kavuşabilmesi ve sağlıklı gelecek için kadının örgütlülüğü zorunludur. Ancak örgütlülük kadını başarıya ulaştırabilir.

Hak ve Özgürlükler Partisi olarak kadının özgürlüğünü kazanabilmesi için örgütlü mücadelenin yaşamsal nitelik taşıdığını düşünüyoruz. Ele alınan bu sorunların partimiz üyeleri tarafından bilince çıkartılması önemli bir konudur. Sorunların tespiti, çözümü, sorunun tartışılmaya açılması bizce önemlidir.

Kadının siyasal örgütlülüğünün sağlanması, toplumsal hayata aktif katılımı, birey olarak kimliğinin geliştirebilmesi, toplumla kucaklaşabilmesi için öngördüğümüz kısa ve orta vadeli politikalar şöyledir.

 

KISA VE ORTA VADELİ POLİTİKALAR


1- Parti içinde ve parti siyasetine yakın kadınların örgütlülüğü ve dayanışması için parti programına uygun bir kadın örgütlülüğü sağlanacak, kadın örgütlülüğü hızlandırılacaktır.

2- Erkek üyelerin kadının örgütlülüğü konusunda bilinçli ve duyarlı olmaları için mücadele edilecektir.

3- Kürt kadınlarının daha bilinçli olabilmelerini sağlamak amacıyla eğitici programlar hazırlanacak –partili ya da partili olmayan- kadınların faydalanması sağlanacaktır.

4- Kürt halkını ve coğrafyasını hedef alan savaşın (en fazla mağduru kadın ve çocuklardır) sonlandırılması için bir dizi eylem yapılacaktır. Bu konuda diğer parti üyeleriyle koordineli bir şekilde çalışmalar yürütülecektir.

5- Savaşın yarattığı tahribatın mağduru olan kadınlar ve çocuklar için uzman kişilerden destek alınması için aktif çaba içerisinde olunacaktır.

6- Kadını ikinci cins konumuna iten mevcut anayasanın değişmesi, kadının istismar edilmesine geçit vermeyecek, kadına karşı uygulanan şiddetin cezasız kalmayacağı pozitif anayasa düzenlenmelerinin yapılmasını sağlamak amacıyla yaratıcı eylemler düzenlenecektir.

7- Fiili olarak toplumda kadına uygulanan şiddetin sona ermesi, ikinci cins konumdan kurtulabilmesi için Kürt erkeklerinin bilinçlenmesi sağlanacak, bu konuda etkin yöntemler geliştirilecektir.

8- Kadın sığınma evlerinin artması, tamamen ücretsiz gündüz çocuk bakım evlerinin açılması için halk bilinçlendirilecektir.

9- Kadının iş ve meslek edinmesini özendirmek amacıyla eğitici programlar hazırlanacak, kendi işini kurmak isteyen kadınlar desteklenecektir.

10- Kadınların siyaset hayatına girmesini kolaylaştırmak amacıyla parti yönetiminde kadın kotasının uygulanması sağlanacak ve kadın çalışanlar desteklenecektir. Ayrıca bu konuda baskı unsuru olunacaktır.

11- Kadınların yaşadıkları ortak sorunlarla ilgili kadın kurum ve kuruluşlarıyla ilişkiye geçilecek, gerekirse ortak eylemler gerçekleştirilecektir.

12- Kadınsız toplum düşünülemez şiarıyla erkek egemen alanlarda kadınların daha etkin görev almaları desteklenecek, motive edici toplantı ve sohbetler organize edilecektir.

 

HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PARTİSİ
MERKEZİ KADIN ÇALIŞMASI
HAZIRLIK KOMİSYONU

 

* Hazırlık Komiyonumuzun Kadın Programı Taslağı'nı partili kadınların önerilerini, görüş ve düşüncelerini almak üzere sitemizde yayınlıyoruz. 19-20.12.2009 Günlerinde toplanacak olan Parti Meclisimizde son şekli verilecek olan program taslağı için kadın üyelerin katkısı önem kazanmaktadır. Merkezi Kadın Komisyonu Hazırlık Komitesi

BASINDA HAK-PAR
Genel Merkez : Sağlık 2 Sokak 56/10 Kızılay / ANKARA Tlf: 0 312 434 35 01 - 434 35 02 - Faks: 0 312 434 34 70 - hakpar1@hotmail.com
Genel Merkez  Diyarbakır İrt.Bürosu: Diclekent Bulvarı Yayla Sitesi A/Blok D:2 Kayapınar / DİYARBAKIR Tlf : 0 412 237 88 94