Parti Yöneticilerimiz İstanbul'da Sempozyuma Katıldı |
TKMM(Türkiye küçük millet meclisi)10 01 2010 tarihinde Point otelde düzenlediği DTP, parti kapatma ve anayasa mahkemesi konulu sempozyuma partimizin yanı sıra kapatılan parti temsilcileri, mecliste bulunan partilerin milletvekilleri, sivil toplum kurum temsilcileri ve konusunda uzman bilim adamları katıldı.
Partimizi Genel başkan yardımcımız Azad SAĞNIÇ ve İstanbul il başkanımız Mahmut DÖĞER temsilen katıldılar.
Genel başkan yardımcımızın konuşmasında;
Sayın Moderatör ve sayın değerli katılımcılar, konuşmama başlarken kısaca partimi tanıtmak istiyorum.
HAK-PAR Kürt halkının özgürlüğü için yola çıktığı, Kürt sorunun demokratik ve eşitlikçi çözümünü programını merkezine koyduğu için bir Kürt partisidir. Ama aynı zamanda Türkiye partisidir. Çünkü Türkiye’nin tümü için demokrasi istemekte ve Kürt sorunun çözümünü Türkiye’nin bütünlüğü içinde, Kürt halkının özgür geleceğini Türk halkının ile ortak ve birlikte ön görmektedir.
Türkleri sadece AKP, Kürtleri sadece DTP temsiline dayanan bir tuhaf süreci yaşamaktayız.
AKP nin orduyla, Dtp nin kendinden olmayan Kürt çevrelerle temsil ve iktidar çatışmasına dönüştüğü bugünlerde en çok ihtiyacımız olan Ahlakın en alt tanımı; “kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyi başkasına yapmama” ile konuşmama başlamak istiyorum.
Nerdeyse tüm yazarlar, çizerler, demokratlar, aydınlar, solcular, sağcılar, dindarlar, dinsizler ve hatta darbe yapan generallerin çoğu askeri bir darbeye karşıdırlar ve darbelerin ülkeyi geri götürdüğü noktasında birleşirler. Özellikle solcular söylem anlamında daha çok karşıdırlar.
Ancak bu solcular ve aydınların kahır çoğunluğu bir tane Askeri darbeyi meşru sayarlar. Meşru saydıkları darbeye birde yumuşatılmış isim koyarlar. 27 Mayıs 1961 askeri darbesine kendilerince devrimci bir öz katarak İHTİLAL derler.
Bu askeri darbeyi meşrulaştırmak adına da şu argümanları geliştirirler. Daha adaletli çalışma hayatı özgürlüklerin daha çok korunduğu en önemlisi demokratik bir anayasa yaptıklarını savunurlar. Böylelikle 61 darbesini meşrulaştırırlar. Hâlbuki hiçbir askeri darbe dünyanın hiçbir yerinde insan haklarını askıya almadığına tanık olmadık. Koruyan kollayan anayasalar ve yasalar yaparak geleceklerini yasal güvenceye alırlar darbeciler
T.C tarihinde halkın temsilcileri tarafından yapılmış ve halkın onayına sonulmuş tek bir anayasa yoktur.1921-1924-1961- ve 1982 anayasaları askeri darbelerin ürünüdür ve sadece askerleri kotaran. Irkçı, totaliter, çağdışı, asimilasyoncu anayasalardır. Bu anayasalar laikliği savunur, Diyanet işleri başkanlığı gibi kurumları tesis eder ve bütçenin aslan payını verirler, Demokrasiden söz ederler ama insanın yaşam hakkını elinden alırlar, Hukuktan söz ederler ancak evrensel hukuku yok sayarlar. Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak konun anlaşılması için yeterlidir.
Şimdi gelelim Anayasa mahkemesine; yukarıda sözünü ettiğim zevatların atladığı şeylerden biride Anayasa mahkemesi 61 darbesinin ve anayasasının ürünüdür.
Bu ülkede üç önemli kurum vardır TSK, yargı ve bürokrasidir. Yargı denince ilk akla gelen Anayasa mahkemesidir. Yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen Anayasa mahkemesi kuruluş esprisine baktığımızda anti demokratik bir sürecin ürünü olduğunu biliriz. Dolayısıyla ürünü olduğu yere uygun biçimde konumlanması doğaldır. Doğal olmayan bu anayasa mahkemesini mevcut anayasa ile meşruluk kazandıran meclisin duruşudur. Ancak bu meclis ve önceki meclislerde darbe anayasalarının ön gördüğü biçimde oluştuğundan yapabilecekleri çok fazla bir şeylerinin olduğuna inanmıyorum.
Meclisin yapabileceği şeyleri olsaydı öncelikle kendisinin kapatılmasına izin vermez daha sonrada demokrasinin ayaklarından biri olan siyasi partilerin kapatılmasına seyirci kalmazdı. Şöyle ki; Sırasıyla solcu TİP sağcı MNP, RP Türkiye partisi olduğunu her platformda iddia eden ancak tüm bu iddialarına karşı siz Kürt partisisiniz diyerek DEP, HEP, HADEP ve devamı partilerin kapatılmasında azından meclis bariyer olabilirdi.
İktidar partisi kapanmayı kıl payı kurtarırken, DTP oy birliği ile kapatılmıştır. Ne yazık ki AKP kapanma davası görüldüğünde Anayasa mahkemesinin neredeyse meşruluğunu tartışmaya açmış ancak DTP kapatılınca da hukukun üstünlüğünden yargının bağımsızlığından söz ederek DTP nin kapatılmasının gerekliliğinin altını çizmiştir. Daha sonra DTP nin kapatılmasının doğru olmadığını kerhen söylemiştir Çünkü DTP nin kapatılması Ve vekillerinin sineyi millete dönmesi halinde ara seçimin kaçınılmazlığı bu kerhen destekte önemli rolü olduğunu düşünüyorum.
DTP nin kapatılmasına Batusuna’yı örnek verenlere diyoruz ki; Biz Kürtlere Bask’lılar kadar haklarımız verilsin. Bizler siyaseti bırakıp tarlalarımıza dönmeye hazırız. Bulgaristan Türkleri için talep ettiklerinizin tamamını biz Kürtler için hayata geçirin köylerimize döneriz.
Kıbrıs Türklerine hak gördüğünüz ayrı devlet kurma talebinize karşın biz Kürtlerin bu ülkeyi birlikte ortaklaşa yönetme talebimizi federasyonla taçlandırın söz parti kapatma gerekçesi sayılan hiçbir eylem ve söylemde bulunmayalım. Anayasa mahkemesinin yükünü azaltalım.
Bırakın evrensel değerleri sadece İslami ahlak ölçülerinde yaklaştığınız iddia ettiğiniz Afrika’daki zenciye, Filistin’deki Araba, Kıbrıs’taki Türk’e, Bosna’daki; Boşnağa halk olmanın tüm ayrıcalıklarını isteyin. Yeryüzünde kırk milyonu aşkın Türkiye’de 20 milyona varan nüfusuyla Kürtleri yok sayın. Neden?
Kürtleri neden sorun olarak görüyorsunuz? Biz Kürtler sorun değiliz. “Kürt sorunu” olarak meseleye baktığınız sürece düşünceniz, vicdanınız hep hastalıklı kalacak. Aklıselim düşündüğünüzde Kürtlerde hiçbir birey ve kesimin bugüne kadar dile getirdiği “Türk sorunumuz” olmamıştır. Hep herhangi bir Türk kadar iktidar-yönetim ve daha insanca yaşama sorunumuz olmuştur.
Gelin biz Kürtler sizin gibi düşünmeye başlamadan Ahlakın en basit olmazsa olmazı “kendinize değil, sizin dışınızdakilere yapılmasını istemediğinizi bize reva görmeyin.” Bu ülkede Devlet kurumlarınızın iktidar güçleri değişse de mantığınız değişmedikçe daha çok kapatacağınız parti olacak.
Hak-Par olarak diyoruz ki; Bu meclis vesayet altında değilse elindeki işleri bıraksın ilk iş olarak halkın onayından geçmiş toplumun kahır çoğunluğumun kabul gördüğü STÖ leri aydınlar, yazarlar, çizerlerin katkı sunduğu gelişmiş dünyanın demokratik ülkelerinden iktibas yapılmış ülkenin gerçekliğine uygun demokratik bir anayasa yapsın. Ve tüm yasalarını bu demokratik anayasa uygun hale getirsin.
Anayasa değişmeden bu coğrafyada ne çalışanlar ne kadınlar ne çocuklar ne vergi verenler nede bu ülkede yaşayan dini azınlıklar ne Müslümanlar ve nede bu coğrafyanın renkleri olan Kürtler, Lazlar, Romanlar, Ermeniler, Rumlar ve Türkler mutlu olacaktır. İşin başı katılımcı yeni bir anayasadır. Bu yeni anayasa yapılmadıkça yapılan her şey sakat olacak bir yanı eksik olacak toplumda güven bunalımı devam edecektir.
Hak-Par olarak diyoruz ki demokratik çağdaş bir anayasa bize lazım olduğu kadar size de lazım olacak.
Daha sonra soru ve cevaplara geçildiğinde İl başkanımız Mahmur DÖĞER söz alarak.
DTP’nin kapatılması ve Demokrasi sorunun tartışılmasında Kürt sorunun varlığı ve çözümüyle ilgili olduğu bir gerçek. Parti kapatmaları şiddet yanlısı-terörist gibi faaliyetler gerekçelendirilerek asıl sorun konuşulmuyor, bir realite var ki 20 milyon Kürt nüfusuyla çözümün salt dil ve kültür hakları olarak değerlendirilemeyeceği sorunun bir halkın ulusal sorunun çözüm noktasında gerektiğini söylemek gerekmektedir.
|