|
Geçen hafta, basına da yansıdığı kadarıyla, Federal Almanya ziyaretinde bulunan Başbakan Recep Tayip Erdoğan Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte Başkent Berlin’de göçmen öğrencilerle de bir araya gelmişti. Burada Sayın Merkel ile birlikte toplantıya katılan göçmen öğrencilerin ve katılımcıların sorularına da her biri cevaplar vermişti.
Bu buluşmada, her yurt dışı seyahatte Türkiye’de Kürtlerin de yaşadığını ve başlarına kalmadık şeyler geldiğini unuturcasına açıklamalar yapan eski başbakanlar gibi, Asilimasyonun insanlık suçu olduğunu belirten Sayın Erdoğan, insanları kendi değerleri ile kabul edip topluma entegre olmaları için zemin hazırlamak gerektiğine dikkat çekerek; "Entegrasyona evet. Entegrasyon için ne yapılması gerekiyorsa evet. Asilimasyona hayır." demişti.
Sonraki gün Almanya’nın Köln kentinde vatandaşlar ile yaptığı toplantıda ise devamla şunları söylemişti; ‘’Almanya'da yaşayan kardeşlerimiz, şimdiye kadar Almanya'nın kalkınmasına katkı sağladıkları gibi, kendi kimliklerini korumayı da başardılar. Bu vesileyle asimilasyona karşı olduğumuzu, asimilasyon ile entegrasyonu birbirinden kesin çizgilerle ayırmamız gerektiğini orada ifade ettim. Burada bir kez daha ifade etmek istiyorum; asimilasyon bir insanlık suçudur. Bu böyle bilinmelidir. Burada Sayın Merkel ile farklı düşünüyor olabiliriz ama benim düşüncem bu. Ve çok açık, net söylüyorum, hiçbir zaman Türk toplumunu asimile etme gayreti içerisine kimse giremez.’’
İyi güzel de, demezler mi? Peki ülkende yaşayan 20 milyon Kürden ne istiyorsunuz. Onların dilini yasaklamak, kültürlerini yok saymak ve hiçbir hak ve özgürlük tanımaya yanaşmamak neyin nesidir.
Daha dün HAK-PAR Genel Başkanının da aralarında bulunduğu 13 yöneticisini, Ankara’da, Kürtçe konuştukları için yargıladınız ve çeşitli hapis cezalarıyla cezalandırdınız. Mersin il örgütü yöneticilerini, yine kongrelerinde Kürtçe konuştukları için, yargıladınız ve cezalandırdınız. Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Sayın Abdullah Demirtaş ve belediye meclisini Kürtçe belediyecilik kararlarından dolayı görevden aldınız. DTP’li belediye başkanlarını Kürtçe davetiye ve konuşmalarından dolayı hala yargılamaya devam ediyorsunuz. Bu asimilasyon değil de nedir. Hem de zoraki asimilasyon. Ve sizin değiminizle bir insanlık suçu değil mi bu uygulamalar.
Kaldı ki, Avrupa ülkelerinde zoraki asimilasyondan da söz etmenin olanağı bulunmamaktadır. Zira göçmenlerin; dillerini kullanma, eğitim hakkı, yayın hakkı, kendi geleneklerini diledikleri gibi yaşama ve yaşatma gibi hakları bakımından genel olarak bir engelleme söz konusu olamamaktadır. Olsa olsa doğal bir asimilasyon süreci yaşanmaktadır. Ama Sayın Erdoğan’ın açıklamasından anlıyoruz ki; ister doğalı ister zoraki olsun, söz konusu Türkler ve Müslümanlar olunca, asimilasyon insanlık suçunu oluşturmaktadır. Bu da çifte standarttan başka bir şey değildir. Ne diyelim dilin kemiği yok. Veya Allah bazen söyletiyor. Biz de, bu vesileyle, Sayın Başbakana Kürtlerin başına gelenleri tekrar hatırlatmak gereğini hissettik. Ve diyoruz ki; Kürtlere uygulanan asimilasyonu sonlandırmak ve bu insanlık suçunu işleyenler için ne yapmayı düşünüyorsunuz. Acaba, insanlık suçunu işleyenlerin yargılandığı uluslar arası mekanizmaları tanıyıp belgelerini imzalayacak mısınız? Ve bu açıklamanızdan sonra, Kürtlere yönelik uygulamalar bakımından, sizin de insanlık suçu olarak adlandırdığınız, asimilasyonu Türkiye’de yok etmek için yasal ve anayasal güvenceler sağlayan adımları atacak mısınız? Bu, aynı zamanda çağrımızdır ve hep hatırlatmaya devam edeceğiz...
Hasan Dağtekin
HAK-PAR
Genel Başkan Yardımcısı |