YENİ DÖNEME HAZIRLIKLI OLMAK

Kürt sorununda mevcut çözümsüzlüğün daha fazla sürdürülemeyeceğini, bölgenin, Kürt sorunundan kaynaklı gerilim ve çatışma ortamını daha fazla taşıyamayacağını, iç ve dış koşulların Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü hızla dayattığını son birkaç yıl içinde ısrarla söylüyoruz.
2009 yılında TRT Şeş’in açılması ile başlayan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği iyimser mesajlarla devam eden süreç yukarıdaki öngörümüzü doğrular niteliktedir.
4 Ağustos 2009 tarihinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile birlikte Kürt sorunundaki çözüm girişimleri yeni bir ivme kazanmış durumda.
Beşir Atalay’ın hükümet adına yaptığı açıklamalar bir kaç açıdan önemli.
Birincisi, ilk kez bir hükümet Kürt sorununa ilişkin çözüm arayışlarında bulunmak üzere bir bakanını görevlendirmiş oluyor. Buradan hükümetin soruna özel bir önem verdiğini ve çözüm konusunda karşımızda artık hiç olmazsa bir adresin olduğunu söyleyebiliriz.
Bakan Atalay, Kürt sorununun çözüm sürecine ilişkin sunduğu çerçevede, Türkiye’deki bütün siyasi, akademik ve entelektüel çevreleri sürece katacaklarını ve konuya ilişkin bütün bilgi ve birikimlerden faydalanacaklarını belirttiler ki, biz bu ihtiyacı yıllardır dile getiriyoruz ve bu nedenle de söz konusu yaklaşımı önemsiyoruz. Bütün toplumsal kesimlerin katılımıyla çözüm sürecinin daha sağlıklı bir şeklide ilerletileceğine kuşku yok.
Bakan Atalay’ın önemsediğimiz diğer bir mesajı ise başka ülkelerin benzer deneyimlerine başvurma yoluna gidilmesi. Günümüz dünyasında bir sorunu çözmek için başka ülkelerin deneyimlerin faydalanmak kadar doğal bir şeyin olmayacağı ortada.
Söz konusu açıklamadan sonra hükümet iki adım daha attı.
Ankara’da 12 dolayında Türk aydınıyla Polis Akademisinde bir toplantı yapılarak onların Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşleri alındı.
Ardından da Başbakan Erdoğan uzun bir süredir görüşmemekte direndiği DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve arkadaşlarıyla görüştü.
Her iki adımın da Kürt sorununun çözüm sürecine hizmet ettiğine kuşku yok.
Hükümetten yapılan açıklamalara göre hükümetin Kürt sorununa ilişkin çözüm paketi yılsonuna kadar şekillenecek ve bu süre içinde kimi adımlar atılacak.
Ancak daha ortada somut bir adım yokken MHP lideri Bahçeli ile CHP lideri Baykal büyük bir vaveyla ile bütün siyasi ve ahlaki ölçülerin ötesinde bir karşı saldırı başlatarak, hükümetin yapmak istediklerini karalanmaya ve hükümeti siyaseten yıpratmaya başladılar bile. Bu kısa sürede olup bitenler bile söz konusu sürecin ne tür güçlüklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor aynı zamanda.

                                           *                              *                                   *

Son dönemde yapılan açıklamalara bakılırsa, hükümet, Kürt sorununun çözümünde bu kez çok kararlı. Ancak hükümetin çözümden ne anladığı henüz açıklanmış değil ve buna ilişkin ortada somut bir veri görünmüyor.
Elbette yukarıda dediğim gibi hükümetin işin başında sunduğu çerçeve olumlu ve çözüm yönünde atılacak büyük küçük demeden bütün olumlu adımlar desteklenmeli ve destekleyeceğiz. Çözüm yönünde atılacak her adımın bir sonraki adımın çözümünü kolaylaştıracağını, süreci biraz daha rahatlayacağını ve işimizi kolaylaştıracağını biliyoruz.
Bu nedenle toptancı davranamaz, nihai amaçlarımız bir anda gerçekleşmiyor diye daha mütevazılarını önemsemezlik edemeyiz.
Burada altı çizilmesi gereken, hükümetin Kürt sorununun çözümünde öze ilişkin nasıl bir perspektife sahip olduğu sorusudur. Türkiye modeli diye lanse edilen paketin içinde neler olacak? Bu noktada, yararlanılmak istenen iç ve dış kaynaklı bilgi ve deneyimlerin okunma biçimi önemli. İçeride ve dışarıda yararlanılacak bilgi ve deneyimler, hizmetine sunuldukları çözüm perspektiflerinin ciddiyeti oranında anlam kazanabilirler. Eğer hükümetin ufkunda ciddi ve köklü şeyler yapmak varsa, hiç şüphesiz başka deneylerden fazlasıyla yararlanmaları mümkün. Yok değilse yapılacakların bir gösterinin ötesinde anlam taşımayacağı çok açık.
Bu tablo içinde iyimserliğimizi ve umudumuzu bir ihtiyat payı içinde korumakta yarar var. Önümüzdeki aylarda hükümetin çözüm adına açıklayacağı adımlar bizi şaşırtmamalı ve her türlü seçeneğe hazırlıklı olmalıyız.
Öte yandan, hükümetin açılımından Kürtlerin beklentisi doğrultusunda bir sonucun çıkmayacağı yönündeki kimi Kürt çevrelerindeki bir görüş üzerinde durmakta yarar var. Dediğim gibi, hükümetin Kürt açılımdan çıkacak her türlü olasılığa hazır olmak ayrı bir şey, bu süreçte yaşananları küçümseyip üstelik bundan ciddi bir şey çıkmayacağından yola çıkarak sürecin gerektirdiği sorumlulukları üstlenmekten kaçınmak ayrı bir şey. En iyimser durumda bile Kürt sorununun kısa sürede ve hele şu yakın zamanda nihai olarak çözülemeyeceğini öngörmek zor değil.
Öte yandan önümüzdeki aylarda ya da yıllarda atılacak adımlarla Kürt sorununun çözüm girişimlerinin donup kalacağını düşünmek son derece yanlış. Tersine atılacak her adım, yapılacak her açılım bir sonrakinin kazanılmasını daha kolaylaştıracak, mücadelede evreler halinde devam edecek. Federal statüye kavuştuğu halde Irakta Kürt halkının yüz yüze bulunduğu sorunlar dikkate alındığında Türkiye’de Kürt halkının özgürlük mücadelesinin kat edeceği yolları tahmin etmek daha kolay.

                *                                    *                                               *
Yine de bütün göstergeler Türkiye’nin Kürt sorununda yeni bir döneme girdiğini gösteriyor. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözüm girişimleri yeni dönemin temel karakteristiğini belirleyecek. Bu yönüyle yeni süreç eskiden farklı olarak Kürt ulusal demokratik hareketin sorumluluklarını artıracak doğal olarak.
Kürt sorununun çözüm süreciyle Türkiye’nin yeniden yapılanmasının iç içe geçtiği bir süreçte Kürt ulusal güçleri süreci izleyip olanları eleştirmekle muhalefet fonksiyonlarını yerine getiremezler.
Tersine, halklarının kaderinin yeniden belirlendiği bir dönemde daha atak, aktif ve üretken olmak zorundadırlar. Muhalefetin kimi durumlarda görece kolay olduğu biliniyor. Oysa yılların sorunlarına çözüm üretmek o kadar kolay değil.
Kürt sorunundan kaynaklı dev gibi sorunlar var Türkiye’nin önünde. Kürtçe eğitim ve yayının realizasyonu, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sorunu, Köy koruculuğu, dev gibi ekonomik ve sosyal sorunlar, işkence ve baskıların yol açtığı travmalar, göçten kaynaklanan sorunlar, genel olarak eğitim, sağlık, konut ve istihdam gibi açmazlar…
Öte yandan Türkiye’nin yeniden yapılanma sürecine bağlı olarak yasal ve anayasal değişiklikler ve düzenlemeler kaçınılmaz. Bütün bunlar için yaratıcılık ve üretkenlik gerekiyor. Kürt ulusal demokratik güçlerin süreci doğru yönetebilmeleri, söz konusu sorunlara ilişkin üretecekleri akılcı ve yerinde çözüm önerileriyle yakından bağlı.
Bu sorunun bir boyutu.
Kürtler açısından diğer önemli bir konu ise sürece derli toplu, örgütlü ve birlik halinde katılmak.
Kürt ulusal demokratik güçlerin yeni dönemi etkileme gücü onların kitle içinde örgütlülükleriyle doğru orantılı şekillenecek. Şiddetin devreden çıktığı bir dönemde hak ve özgürlükler mücadelesinde kitlelerin demokratik gücü ön plana çıkacak. Yeni dönemde ortaya çıkacak sorunların aşılmasında kitlelerin örgütlüğü belirleyicilik kazanacak.
O halde önümüzdeki dönemde doğru politikalarımız kadar, kitlesel gücümüz ve etkinliğimiz önem kazanacak.
Ulusal demokratik güçlerin birliği geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de başarının kıstası olmaya devam edecek.
Bütün diğer sorunların yanında en önemli gündem maddelerimizden olması gereken önemli bir sorunumuzdur bu.
Yeni döneme hazırlıklı olmalıyız.

 

 

Bayram BOZYEL'İN Önceki Yazıları

GÖZÜNÜZ KÜRDİSTAN SEÇİMLERİNDE OLSUN

KÜRT SORUNUNDA BARIŞÇIL VE EŞİTLİKÇİ ÇÖZÜMDEN YANAYIZ

29 MART SEÇİMLERİ VE PARTİMİZİN DURUMU HAKKINDA

KÜRT SORUNUNDA YENİ BİR DÖNEM

İNKARDAN KABULE; HEWLÊR DURAĞI

 

BASINDA HAK-PAR
Genel Merkez : Sağlık 2 Sokak 56/10 KIZILAY / ANKARA Tlf: 0312 434 35 01- hakpar1@hotmail.com - hakpar@hakpar.org.tr
                            Diclekent Bulvarı Yayla Sitesi A/Blok D:2 Kayapınar / DİYARBAKIR Tlf : 0 412 237 88 94