12 EYLÜL REJİMİ VE BÜTÜN DARBECİLER İLE HESAPLAŞMA ZAMANIDIR |
Taraf gazetesinin ortaya çıkarttığı 2002 tarihli ‘Balyoz’ kod adlı darbe planı, Türkiye toplumunun ve demokrasinin karşı karşıya bulunduğu tehditlerin dehşet verici boyutlarını göstermesi bakımından oldukça öğretici.
Türkiye, 2004-2005 yıllarında hazırlanan darbe planlarının şokunu üzerinden henüz atamamış ve darbe planlayıcıları ile yeterince hesaplaşmamış iken, 2009 yılında hayata geçirilecek ‘Kafes Planı’ ile sarsıldı.
2002 yılında 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan imzası ile hazırlandığı iddia edilen darbe planı ise, kapsamı ve hedefleri bakımından ötekilerin tümünü gölgede bırakacak nitelikte. 12 Eylül darbesinden esinlenen Darbe Planı’na göre önce camiler bombalanacak, ordu kendi uçağını düşürecek, yüz binlerce ilerici, demokrat ve aydın toplama kamplarına doldurularak sindirilecekmiş. Böylece demokrasinin canına okunacak, dikensiz bir gül bahçesi oluşturulacakmış. Söz konusu planlar, darbecilerin kirli emellerine ulaşmak için kan dökmek dahil her türlü suçu işlemeye hazır olduklarını ortaya koyuyor.
Demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan ve şimdiye kadar ki bütün darbe girişimlerini besleyen ortam, 12 Eylül darbesinin yarattığı siyasi ve kültürel militarist rejimin kendisidir. Darbe düzeni, aradan geçen onca zamana rağmen, bizleri rehin almaya, özgür ve demokratik gelecek beklentimizi tehdit etmeye devam ediyor. Militarist iklimin besleyip diri tuttuğu darbeci gelenek, 12 Eylül rejiminin yaşadığı aşınmayı onarmak ve reorganize etmek üzere sürekli hazırda durmaktadır. Hemen her yıl bir darbe planının hazırlanmış olması, her taşın altından bir sabotaj ve suikast hazırlığı ile karşılanmasının nedeni budur.
1999 yılından başlayarak devam eden 10 yılık AB adaylık süreci ve demokratikleşme çabalarına rağmen askeri darbe tehditlerinin devam ediyor olmasından çıkartılacak bir ders var: Palyatif değişiklikler ve adımlarla 12 Eylül rejiminin yol açtığı sistemi değiştirmek ve darbe tehditlerini ortadan kaldırmak mümkün değil. Topyekûn ve radikal bir değişime ihtiyaç var. Bunun için yapılacak ilk ve en önemli şey 12 Eylül anayasasını tümüyle ortadan kaldırmak, yerine evrensel hukuk normlarını esas alan katılımcı, demokratik ve sivil bir anayasa yapmaktır. Ordu başta olmak üzere bütün kurumları yeniden yapılandırmak ve hukuk devleti normları ile sınırlamaktır.
Unutulmamalı ki darbe tehditleri altında yaşamak, bir toplum için darbe altında yaşamaktan daha tehlikelidir.
Bunun için12 Eylül rejimi ve cümle darbecilerle hesaplaşmanın tam zamanı.
Parti olarak bu yönde atılacak her adımı desteklediğimizi ve desteklemeye devam edeceğimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz. 22.01.2010
Bayram Bozyel
Hak ve Özgürlükler Partisi
Genel Başkanı
|