|
Değerli partili arkadaşlarım,
2010, Türkiye için önemli gelişmelere aday bir yıl olacağa benziyor
Bu yıl içinde yaşanacak gelişmeler, doğal olarak Kürt halkının geleceğini de önemli oranda etkileyecek.
Geçen yılın ortasında AK Partinin başlattığı açılım süreci, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü yönünde iyimser bir hava yarattı. Açılımla başlayan tartışma ve diyaloglar, sorunun Türkiye’nin gündemine oturmasına yol açtı, çözüm için gerekli siyasal ve psikolojik iklimin güçlenmesine katkıda bulundu. Ne var ki, statükocu güçlerin sert direnişi ve peş peşe tezgahlanan provokasyonlar sonucunda, 2009 yılının sonuna gelindiğinde, açılım süreci tıkanmayla yüz yüze gelmeye başladı.
2010 yılı, AK Partinin geçen yıl başlattığı açılım süreci bakımından bir kader yılı niteliğinde. Açılımın gidişatı, rengi, gidebileceği yer bu yıl içinde önemli ölçüde netliğe kavuşacak.
Ya başlatılan açılım, daha kararlı bir biçimde ve somut adımlarla ilerletilecek. Demokrasi ve Kürt sorununun çözümü yönünde atılacak adımlarla statükocu- militarist güçlerin bir daha inisiyatif alma zemini ortadan kaldırılacak.
Ya da, çok düşük bir ihtimal bile olsa, açılım süreci iyice tıkanarak statükocu güçler tekrar üstünlüğü ele geçirecek. Böyle bir sonucun Türkiye bakımından yeni bir kaos ve belirsizlik anlamına geleceğine kuşku yok.
Açılım sürecinin geleceğini en başta AK Partinin bundan sonra izleyeceği tutum belirleyecek.
Ancak AKP’nin tutumu kadar ve daha da önemlisi, Türkiye demokrasi güçlerinin tutumu, etkinliği ve sürece müdahalesi değişim sürecinin istikametini şekillendirecek. Kürt ulusal demokratik güçleri, demokratik sol, liberal, alevi ve değişimden yana dindar kesimlerden oluşan Türkiye demokrasi güçlerinin geliştireceği inisiyatif, AKP’nin başlattığı açılım sürecine yeni bir ruh ve ivme kazandırarak onu mevcut açmazlarından kurtarabilir. Demokrasi güçlerinin sürece etkin müdahalesi, aynı zamanda AK Parti’yi teşvik edebilir, onun daha kararlı bir tutum alması için baskı unsuru olabilir.
Parti olarak, Kürt ulusal demokratik güçleri ulusal bir platformda buluşturmak için başlattığımız girişimleri sürdüreceğiz. Kürt demokratik hareketin oluşturacağı bir ulusal platform, halkımızın özgürlük mücadelesine politik ve moral açıdan büyük bir katkı sunacak, onun meşruiyet zeminini güçlendirecektir. Kürt hareketinin derlenip toparlanmasının aynı zamanda demokrasi mücadelesine sunulacak büyük bir katkı olduğu unutulmamalı.
Öte yandan 2011 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin Türkiye’deki siyasal gelişmelere bağlı olarak erkene, 2010 yılına alınması gözden uzak tutulmaması gereken bir ihtimaldir. Genel seçimlerin hem Türkiye için hem de partimiz için önemli olduğu açıktır.
Bilindiği gibi 2002 yılında kurulan partimiz ancak 29 Mart 2009 tarihli yerel seçimlere katılabildi. 29 Mart seçimlerine gerekli hazırlıklardan, örgütsel donanım ve bir seçim çalışması için gerekli maddi ve psikolojik donanımdan yoksun olarak girdik. Bu koşullarda seçime girmenin yol açtığı sıkıntı ve sonuçları biliyoruz. Her şeye rağmen Partimizin seçime girme kararlılığını göstermesi başlı başına önemli bir adımdı. Ancak seçimde sergilediğimiz performans ile aldığımız sonuçların, bunca yıllık bir mücadele geleneğini temsil eden HAK-PAR’ın hak ettiği bir sonuç olduğunu söylemek mümkün değil.
O halde şimdiden 2010 yılı sonunda bir erken seçim ihtimalini dikkate almak bizim için önemlidir. Bir önceki seçimde yaşadığımız eksikliklerimizi gidermek, önümüzdeki seçime örgüt olarak daha yaygın ve etkin, kadro olarak daha organizeli ve motivasyonlu, altyapı ve maddi olanaklar bakımından daha güçlü bir biçimde girmek için hazırlıklar yapmalıyız. Şimdiden yapacağımız hazırlıklarla önümüzdeki seçimde demokratik barışçıl Kürt alternatifini daha görünür hale getirebiliriz.
Hedeflerimizi gerçekleştirmek için başta Başkanlık Kurulu ve Parti Meclisi, bütün parti organları aktifleşmeli ve işlevsellik kazanmalıdır
Yeni dönemin gereklerini yerine getirmek en başta PM ve Başkanlık Kurulu’nun görevidir. Bir sonraki Kongreye kadar Partiyi yönetmekle sorumlu olan Parti Meclisimiz, üstlendiği tarihi misyonun bilinciyle, 2010 yılında her zamankinden daha çok bilinçli, sorumlu, etkin ve aktif olmak zorundadır. Kürt hareketinin yakın geleceği Parti Meclisimizin göstereceği siyasi basiret ve yaratıcılığa büyük ölçüde bağlıdır. Her bir Parti Meclisi üyemiz sadece toplantıdan toplantıya değil, aynı zamanda iki toplantı dönemi arasında görüş ve önerileriyle Başkanlık Kurulu ve Genel Başkanı görüş ve önerileri ile beslemeli, parti politikalarının ve kararlarının hayata geçirilmesinde, bulunduğu alanlarda herkesten daha çok çaba sarf etmeli, tutumuyla partili arkadaşlarımızı motive ederek cesaretlendirmelidir.
Parti meclisinden sonra ve belki de daha çok, görev ve zorluğun Başkanlık Kurulumuza düştüğü açıktır. Partimizin bütün politikaları ve kararlarının hayata geçirilmesi en başta Başkanlık Kurulumuzun göstereceği performansa bağlıdır. Bu açıdan Başkanlık Kurulumuz büyük bir sorumluluk altındadır. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinin olağanüstü bir çaba ve fedakârlık gerektirdiği açıktır.
Başkanlık Kurulumuz kendi içinde yapacağı iyi bir işbölümü, koordinasyon ve gerçekçi planlamalarla üstlendiği zor görevin altından alnının akıyla çıkabilir.
HAK-PAR’ın Kürt hareketinde üstlendiği misyonu yerine getirmesinde, parti politikalarının hayata geçirilmesinde, kitlelerin parti çatısı altında örgütlendirilmesinde yerel örgütlerimiz, il ve ilçe teşkilatlarımız kilit bir role sahiptir. Son tahlilde parti politika ve kararlarını hayata geçirecek ve kitlelere mal edecek olan parti örgütlerimizdir. Dolayısıyla partimizin başarısı PM ve BK kadar il ve ilçe örgütlerimizin bilinçli, sorumlu, yaratıcı çabalarına bağlıdır. Onlar da en az PM ve BK kadar sorumludurlar.
Önümüzdeki dönemde, özellikle de bir olası seçimle yüzleşmeye doğru gittiğimiz bir dönemde İl ve İlçe örgütlerimizin performansı daha çok önem kazanmaktadır. İl ve ilçe örgütlerimiz en başta parti tüzüğümüzün gerektirdiği çerçevede organize olmayı başarmalıdır. Ama daha önemlisi de Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu badireleri aşmak ve süreci Kürt halkı bakımından olumlu yönde etkilemek için, parti organlarımız üstlendikleri tarihi, siyasi ve aynı zamanda ahlaki görevin bilinciyle hareket etmek zorundadır.
Öncelikli görevimiz örgütlenmektir
Örgütlenmek, her parti gibi HAK-PAR’ın siyasi amacına ulaşması için gerçekleştirmesi gereken en temel görevdir. Bir parti ancak örgüt aygıtı ile kitlelere ulaşabilir, onları örgütleyip özgürlük için harekete geçirebilir. Dolayısıyla bir örgütün güçlü olması demek onun yaygın ve etkin bir örgüt ağına sahip olması demektir. Bu en başta partinin nicel olarak daha çok yerde örgüt kurması demektir.
Kürt halkının özgürlük mücadelesini üstlenme iddiası, Partimizin Kürdistan’ın bütün kentlerinde örgütlenmesini gerektirir. Ve elbette kentlere bağlı ilçe ve beldelerde…
Bu bizim politik olarak asli görevimizdir. Bir anda ya da arzulanan zamanda bu hedefe ulaşmamış olmak, bu perspektifi kaybetmemizi gerektirmez.
Kürt partisi olma iddiası, Kürdistan’ın her yerinde örgütlemek için canla başla ve büyük bir kararlılık ve ısrarla çalışmayı gerektirir.
Parti olarak en küçük zaman dilimini bile bunun için harcamalı ve örgütlenmeyi çalışmalarımızın merkezine koymalıyız. Bunun için öncelikli ve gerçekleştirilebilir il ve ilçeler bakımından bir örgütlenme programı oluşturmalı ve bu programı hayata geçirmek için azami çaba sarf etmeliyiz.
Artık parti binalarımızdan dışarı çıkmalı ve halkımızı örgütlemeliyiz
Örgütlenme çalışması salt kimi yerlerde il ve ilçe örgütü kurmak olarak değerlendirilmemelidir. Elbette bu tür çalışma önemli hedeflerimizden birisidir. Bunun kadar önemli olan, bulunduğu yerlerde yerel örgütlerimizin halkımızın katılımıyla ete kemiğe kavuşmasıdır. Başka bir deyişle esas olan halkı, esnafı, memuru, işçiyi, köylüyü, işsizi, orta kesimi, gençleri, kadınları, örencileri örgütlemek partimize çekmek, onları partimize üye yapmaktır. Partiye üye olması bakımından yasal engel olan kesimleri partimizin politikaları etrafında kenetlemek, onları doğru bir çizgide bilinçlendirmektir.
İnsanları partiye getirmediğimiz yerde partimiz insanlara gitmeli. Hatta insanların partiye gelmesini beklemeden biz gitmeliyiz. Partinin varlık nedeni insanlara gitmektir. Evine, işine, okuluna, fabrikasına, köyüne, semtine, düğününe, taziyesine, onun bulunduğu her yere gitmektir. Partimiz halkın üstünde değil, onun içinde, yanında olmalı. Onun sorunuyla kendi sorunuymuş gibi ilgilenmeli, onun duygusunu hissetmeli ve onunla empati kurmalı. Halkın örgütlenmesinde sergileyeceğimiz kararlı, sabırlı ve ısrarlı çalışmaların mutlaka sonuç vereceğinden asla şüphe duyulmamalı.
Unutmamalıyız ki siyasi iddialarımızın, bunca yıllık siyasi çalışmalarımızın, HAK-PAR gibi bir parti kurmamızın esas nedeni ve hedefi kitleleri örgütleyip harekete geçirmektir. Bunu başaran bir parti zaten amacına ulaşmış ve zafer kazanmış demektir.
Partimize daha çok üye kazandırmalıyız
Bir partinin gücü diğer başka birçok faktörün yanı sıra o partinin üyeleri ile ölçülebilir. Üye bir partinin eli ayağı, gözü kulağı giderek kendisidir. Parti üyesi ile vardır, onun şahsında varlığını hissettirir, kitlelerle ilişki kurar, kendisini anlatır ve savunur. Üye partinin kılcal damarıdır, oradan partiye yeni enerji ve kan akar ve onun aracılığıyla parti ile toplum arasında organik bir bağ kurulmuş olur. Dolayısıyla üye sayısı kadar parti vardır, üye sayısı kadar parti yaygındır, üye sayısı kadar parti etkindir, üye sayısı kadar parti güçlüdür, üye sayısıyla orantılı olarak parti hedefine yakındır.
Önümüzdeki dönemde parti organlarının hedefleri içinde en başta geleni partiye yeni üyeler kazandırmaktır. Unutulmamalı ki bütün örgütlenme çalışmaları son tahlilde yeni insan örgütlemek ve üye yapmaktan geçer.
Bu nedenle parti örgütlerimiz partiye üye kazandırmak için somut çalışma programları oluşturmalı, somut hedefler tespit etmeli ve onları hayata geçirmek için azami çaba sarf etmelidir.
Parti içi eğitime önem ve öncelik vermeliyiz
2010 yılı Çalışma Programı kapsamında yapmamız gereken işlerden birisi de parti içi eğitime, bilgi ve birikim paylaşımına ağırlık vermektir.
Örgütlenmenin hem ülke düzeyinde hem de kitle ve üyelik bazında taşıdığı önemin altı çizildi. Ancak örgütlerimizden, organlarımızdan ve üyelerimizden azami verimi almak onların bilinç, bilgi ve tecrübe düzeyi ile çok yakından ilgilidir. Dolayısıyla bu noktada üyelerimizin sayısı kadar nitelik sorunu da önem kazanmaktadır.
Bilinç başka bir deyişle nitelik, bir insanın hayatının bütün alanlarına yansır. Onu daha üretken kılar, tavırlarına, insanlarla ilişkilerine, hayata bakış açısına seviye ve kalite kazandırır. Bu parti üyeleri bakımından da böyledir. Bilinçli, bilgi ve birikimle donanmış parti üyelerinin hem günlük yaşamlarında hem de siyasi ilişkilerinde daha yetkin, üretken ve başarılı olacaklarına şüphe yoktur.
Hızla akıp giden ve günübirlik değişen hayatı ve toplumsal süreci yakalamak, anlamak ve ona yanıt bulmak oldukça zor. Toplumun değişen beklentilerine yanıt olmak sanıldığı kadar kolay değil. Bunun için siyasete, hayata ve toplumun beklentilerine ilişkin belli bir bilgi ve donanıma ihtiyaç var. Bu ise sürekli öğrenmeyi, kendimizi geliştirmeyi ve yenilenmeyi gerektirir.
Parti olarak bu ihtiyaca katkıda bulunmak üzere 2010 yılında bir çalışma başlatılacak. İl örgütlerimiz de kendi imkanlarıyla bu çalışmaya katkı sunmalıdırlar.
Söz konusu eğitim, bilgi ve birikim paylaşımıyla, üyelerimiz ve kadrolarımız partimizin tüzüksel işleyişini tekrar bilince çıkarmalı, örgütsel çalışmaya ilişkin normlar konusunda yeniden düşünmeli, halkımızın mücadele tarihi konusunda yetkinleşmelidir.
Siyasal çalışmalarda kolektivizmi, dayanışmayı, yoldaşlık ruhunu esas alan bir kültür geliştirilmelidir.
Yetkin, bilinçli, inançlı, hedefine odaklanmış, mücadeleci ve idealist insanlardan oluşmuş bir partinin siyasal süreçteki etkinliğinin kat be kat yükseleceğine kuşku duyulamaz. 16.01.2010
Bayram Bozyel
Genel Başkan
Bayram BOZYEL'İN Önceki Yazıları |
Hep Birlikte Başarmak İçin
Yeni Döneme Hazırlıklı Olmak
Gözünüz Kürdistan Seçimlerinde Olsun
Kürt Sorununda Barışçıl ve Eşitlikçi Çözümden Yanayız
29 Mart Seçimleri ve Partimizin Durumu Hakkında
Kürt Sorununda Yeni Bir Dönem
İnkardan Kabule; Hewlêr Durağı |