KONFERANS ÖNCESİ HAK-PAR VE KÜRT HALKININ BEKLENTİLERİ |
Hak ve Özgürlükler Partisi düşüncesi T.C. Devleti’nin yüzyıla yakın red, inkâr, imha ve asimilasyon politikalarındaki ısrarı, PKK’nin ise şiddeti esas alan uygulamalarının başta Kürt halkı olmak üzere bölge halklarına acı, gözyaşı, yoksulluk ve ölümden başka bir şey vermediği bir dönemde Kürt halkının haklı taleplerini ulusal ve uluslar arası siyasi arenaya doğru taşımak iddiasıyla ortaya çıkmıştır.
Kuruluş aşamasında Kürt Ulusal Demokratik mücadelesinde önemli bir birlik projesi olarak tasarlanan Hak ve Özgürlükler Partisinin uzun, fedakârca ve yorucu bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. Geçmişinde Kürt halkı adına sorumlu ve seviyeli siyaseti şiar edinmiş yetkin kadrolardan oluşan bu girişim, HAK-PAR’ın kurulduğu ilk andan itibaren Kürt halkı ve Türkiye’de siyaset yapan demokratik çevreler tarafından büyük bir ilgiyle izlenmiştir.
Bahsi geçen koşullarda Ulusal Demokratik mücadeleyi ve Kürtler arası birliği esas almış olan bu projenin kısa zamanda önemli bir varlık göstermesi elbette ki beklenemezdi. Ancak HAK-PAR farklı mücadele geleneklerinden bir araya gelmiş, birbirlerinin nüans ayrılıklarına demokratik tahammül gösteren yapısıyla önemli bir model oluşturma iddiası bile Kürtlerin siyasal mücadele tarihinde kısmi de olsa olumlu anlamda bir ilk olma özelliği taşımaktadır.
PKK ve o paraleldeki legal partilerin Kürt siyasal mücadelesini tekelinde tuttuğu ve bloke ettiği bir dönemde HAK-PAR’ın Kürtler arası birlik projesi PKK önderi Abdullah Öcalan’ın daha uçaktayken ‘bana fırsat verilirse bu devlete hizmete hazırım’ demesi, ayrıca İmralı yargılamaları sırasında çocuklarını kaybetmiş binlerce Kürt anasının gözünün içine baka baka Türk şehit annelerinden özür dilemesi sürecinde daha anlamlı bir hale gelmiştir.
Özünde Devletin red, inkâr ve asimilasyoncu ve aynı zamanda PKK’nin şiddete dayalı politikalarına bir itiraz olarak ortaya çıkan ve yine Kürtler adına halkların eşitlikçi ve onurlu birlikteliğini savunan Hak ve Özgürlükler Partisi, yetkin kadrolarına rağmen bu sürece gerektiği kadar müdahil olamamış ve ayrıca günümüz koşullarında ideal sayılabilecek tüzük ve programını da kitlelere yeteri kadar taşıyamamıştır.
Bilindiği gibi HAK-PAR’ın 2.olağan kongresinde partimizde önemli bir ağırlığa sahip olan bir grup arkadaşımızın kongre delegelerinin iradesine rağmen kendilerini rölantiye almaları yine aynı gruptan farklı arkadaşların 3. olağan kongre sonrasında benzeri bir tutum izlemeleri partimiz ve mücadelemiz açısından önemli sayılabilecek olumsuzluklar yaratmıştır.
Bahsi geçen çevreden arkadaşların kendi iç çelişkilerini / çekişmelerini HAK-PAR zeminine taşımalarının partimizin birlik anlayışına ve çalışmalarına fazlasıyla zarar verdiğini idrak ettiklerini ve bundan dolayı müteessir olduklarını düşünmek istiyorum.
Elbette ki bu durum parti içerisindeki farklı geleneklerden gelen kadrolarda da büyük bir demoralize olma durumu yaratmış hatta bir grup partilinin istifasına yol açarak partinin kitlelerle buluşmasında önemli bir engel olarak ortaya çıkmıştır. Kürt halkının ve Türkiye demokrasi güçlerinin partimize en fazla ihtiyaç duyduğu böylesine can alıcı bir dönemde bir kısım parti kadrolarının zaman zaman kişisel veya grupsal iktidarlaşma hesapları örgütümüze zarar verdiği gibi partimize yönelik ilgiyi de önemli oranda olumsuz etkilemektedir.
Bütün bunları geçmişin tecrübeleri olarak yaşamış olan Hak ve Özgürlükler Partisi 13 /14 /15 Kasım tarihlerinde örgüt sorunlarını tartışırken yukarıda sembolik olarak değindiğim konuları enine boyuna en şeffaf bir biçimde tartışmalı ve var olan bu ve benzeri sorunlara mutlaka telafi edici çözümler bulmalıdır.
NİSBİ DEMOKRATİK KÜRT AÇILIMI’NIN en yüksek seviyede tartışıldığı bu hassas dönemde kendilerini siyaset yaşamları boyunca uluslar arası ve bölgesel karanlık güçlerden korumasını bilen ve aynı zamanda Kürt halkına hizmetten başka bir kaygısı olmayan HAK-PAR kadrolarının partimizi Kürt halkının ve Türkiye’deki demokratik çevrelerin umudu ve yol göstericisi olarak yeniden organize edebileceklerini umut ediyorum.
Hak ve Özgürlükler Partisi’nin ülkesine ve halkına aşık kadrolarının önümüzdeki bu konferanstan kendisini hata ve eksiklerinden arındırmış, güçlü bir şekilde çıkacağını düşünerek mazlum halkıma karşı sorumluluklarımın gereği olarak konferansa katılacağımı belirtirken Kürt sorumlu siyasi çevrelerinin HAK-PAR konferansını ilgi ile izlemelerini özellikle rica ediyorum. Saygılarımla 07/10/2009
M.HÜSEYİN TAYSUN
HAK-PAR GENEL BAŞKAN YARDIMCISI
Hüseyin TAYSUN'un Eski Yazıları
Kürt ve Türk Halklarının Eşitlikçi Barışına Evet, Teslimiyete Hayır
Seçimlere Çeyrek Kala HAKPAR
Tarih Tekerürden İbaret
Selam Olsun
|